TamerMetin-1

Yeni Bir Ses: Tamer Metin

Müzikseverler son zamanlarda müzik kanalları ve radyolarda yeni bir sese kulak veriyor; Tamer Metin… İlk albümü “Gel Yanıma” ile müzik piyasasına giriş yapan Tamer Metin, albüm çalışmaları, tecrübeleri, yaşadıklarına yönelik sorularımızı yanıtladı. 

Kendinizi tanıtır mısınız bize?

1987 Kartal doğumluyum. Aslen Bilecikliyim, imkansızlıklar içinde büyümüş bir insanım. Anne ve babamın 10 yaşındayken ayrılması beni zor bir hayatla yüzleştirdi. Bu yüzden maddi ve manevi sebeplerden dolayı üniversiteye gidemedim. Ümraniye’de oturuyorum.

Albümden önce ne işle meşguldünüz?

Albümden önce birçok işte çalıştım. En son çalıştığım sektör; internet alışveriş firmasıydı. Boş olduğum günlerde ise canlı müzik yapıyordum.

Niçin müziği tercih ettiniz?

4 yaşında kapının önünde oyun oynarken, komşuların radyosundan gelen bir şarkıyı tekrar söylememle kendimi keşfettim. Bunun bana o gün verdiği hazzı hiç unutamam. “Aa ben şarkı söyleyebiliyorum, ne güzel sesim var” diye şaşırıp o gün oyunu bırakıp akşama kadar şarkı söylediğimi hatırlıyorum, mükemmel bir duyguydu. Müzik benim dilim, duygularım, yaşam biçimim, onunla ağlar onunla gülerim. İnançlı bir insan olduğum için yaratandan bana verilmiş bir hediye, bir lütuf gibi görüyorum.

Şu anki müzik piyasasına baktığınızda 90’lara kıyasla ne görüyorsunuz?

İstisnalar hariç yani hatırı sayılır sanatçılarımız hariç günümüzün müzikleri maalesef 90’lar kadar kalıcı olamıyor. Sanki günübirlik, bir dönemlik bir şarkı yazılma durumu var ve yine maalesef günümüzün şarkıları 1 yıl sonra unutuluyor. Şimdiki müziklerin sadece alt yapısı ve soundu teknolojinin ilerlemesiyle daha güzel hale geldi hepsi bu.

Peki bu sizi korkutmadı mı? Yani teknoloji çağıyla birlikte tüketim toplumu olduk. Dolayısıyla biz de şarkıları çok çabuk tüketiyoruz. Diğer yandan kabul görmeyen sanatçı çok çabuk siliniyor piyasadan. Bunun korkusunu yaşadınız mı?

Evet, maalesef korktum. Ama şu bir gerçek ki; üreten insan kaybolmaz. Belki zirvede olmaz, belki bir Tarkan kadar marka olamaz ama yetenekler doğrultusunda bu müzik piyasasında bir şekilde kalabileceğine inanıyorum. Örneğin; ben müzik provalarımın yanı sıra beste yazmakla meşgulüm, yani üretiyorum. Bu yola çıkarken korkularımı, engellerimi kaldırmıştım. İçimdeki sesi dinledim sadece. Kısaca söylemek gerekirse bir şeyi yapmayarak bir ömür boyunca pişman olacağıma onu yapar, olmazsa bile “yaptım, denedim, olmadı” derim.

Albüm için ilk adımı atmaya başladığınızda ne gibi olumsuzluklar yaşadınız ve bu süreçte aranjörünüz Suat Aydoğan ile nasıl tanıştınız?

Bu işler için sizlerin de tahmin ettiği gibi sadece yetenekli olmak yetmiyor. Günümüzün yaşam şartlarında olmazsa olmaz; para! Para olmadan malesef hareket edemiyorsunuz. Bu işler, çok yüksek maliyetlerle yapılıyor. Uçuk rakamlardan bahsediliyor. Benim de, yeterli param ve gücüm yoktu; ilk olumsuzluk buydu ama bu yola dualarla çıktım ve her şey yoluna girdi. İmkânsız denecek kadar düşük maliyetlerle yapmayı başardım. Sevgili Suat Aydoğan ile tanıştım, gerçekten iyi bir insan, bu süreçlerde emeklerini ve yardımlarını unutamam.

Seyhan Müzik ile tanışmanız nasıl oldu?

Siz de bilirsiniz ki; normalde bir aranjör bir müziğin aranjesini yapar ve teslim eder, gerisine karışmaz. Ancak bu aşamada sevgili Suat Aydoğan, yine yardımını esirgemedi ve beni Seyhan müziğe götürdü. Bir nevi bana referans oldu. Ona yardımları için sizin aracılığınızla teşekkür ederim.

TamerMetin-2

Şimdi biraz albüm ile ilgili konuşalım… Öncelikle hayırlı olsun albümünüz. Albümde 3 şarkı var. Söz-müzik hepsi size mi ait?

Evet, albümde yer alan “Gel yanıma”, “Gözlerim yaşardı” ve “Hatırladıkça” parçalarının söz ve müziği bana ait.

Şarkılarınızı dinledim. Hepsi çok güzel ama “Hatırladıkça”yı daha fazla beğendim. Daha duygusal bir parça… Yorumunuzu Gökhan Özen’e benzeten oldu mu daha önce?

Evet, çok oldu. Ama “benzemiyor” diyen de oldu, “onun kadar güzel bir ses” diyen de oldu, “taklit mi yapıyor” diyen de oldu. Tüm bu yorumlara yanıt vermek gerekirse; Gökhan Özen, müzik tarzıma yakınlığından dolayı çok sevdiğim bir sanatçı ve bu yüzden örnek aldığım da oldu. Böylesine kaliteli bir sanatçıya benzetilmek güzel bir şey. Ancak bu benzerliğin tahmin edeceğiniz üzere dezavantajları da çok. Biz buna şöyle diyelim; beş parmağın beşi bir değil, ama on parmağın beşi bir.

Klibinizi kim çekti?

Sevgili Alişan Günay Yıldırım. Kendini ispatlamış, genç bir yönetmen… Klip çekimlerimiz çok zevkli geçti, disiplinli ve bir o kadar da güler yüzlü bu yönetmenle çalışmak benim için güzel bir şanstı.

Albüm çıkalı yaklaşık 3-4 ay oldu, geri dönüşler nasıl?

Geri dönüşler gayet iyi. Güzel tepkiler alıyorum. “Konser ne zaman” diyen var, “Başka klip bekliyoruz” diyenler var. Bu benim için mutluluk verici…

Şu anda sahne aldığınız yerler var mı?

Şu an tatlı bir koşuşturmaca ve hazırlıklarımız var. Bu süreçte teklifler geldi, bunları değerlendirme aşamasındayız. Kısa süre sonra güzel bir sahne bizleri bekliyor. Bundan tüm dinleyicilerimizin haberi olacak.

Son olarak müzikseverlere ne mesaj vermek istersiniz?

Öncelikle bizlerin ve bizi sevenlerin arasında bağ kuran bir köprü olduğunuz için sizlere çok teşekkür ederim. Benim gibi müziğe gönül vermiş ve müzik yapmak isteyen kardeşlerime “pes etmeyin ve çok çalışın” diyorum. Şunu bilmelerini isterim ki; ümitlerini yitirmesinler. Ayrıca beni kısa sürede seven, bize destek veren tüm Türkiye halkına çok teşekkür ediyor ve onlara kucak dolusu sevgiler gönderiyorum. Güzel ve mutlu günlerin sizlerin olması dileğiyle.

Biz de sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ediyoruz…

Röportaj: Tülin Tonkuş

Paylaş