“Yargının Siyasallaştığı İle İlgili Verilebilecek Bir Sürü Örnek Var”

Avukat İrem Çiçek, Afrin harekâtı ile ilgili yapılan açıklama nedeniyle Türk Tabipler Birliği (TTB)’nin 11 yöneticisi için gözaltı kararı verilmesini ve Türkiye’nin 2017 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne hakkında en fazla dava başvurusu olan üçüncü ülke olmasını değerlendirdi.

Çiçek “Bu ülkede herkesin her an çok kolay şekilde vatan haini ilan edilmesiyle karşı karşıyayız. Bu çok büyük bir tehlike” dedi.

“BU ŞEKİLDE GÖZALTINA ALMANIN HAKLI BİR TARAFI YOKTUR”

CRI TÜRK’te Tuğçe Akkaş’ın sunduğu Manşet programına katılan Avukat İrem Çiçek, Afrin Operasyonu’nun Türkiye için gerekli bir operasyon olduğunu çünkü Türkiye’nin sınırını korumak zorunda bulunduğunu söyledi.

“Bugün Türkiye’nin yüzde 99’u bu operasyonu destekliyor dolayısıyla siz böyle bir açıklama yapamazsınız diyerek insanları ifade özgürlüğüne rağmen bu şekilde gözaltına almanın haklı bir tarafı yoktur” açıklamasında bulunan Çiçek sözlerine şöyle devam etti:

“Kaldı ki, ismini saydığımız kişiler ifadeye çağrılsalar gelebilecek savcıya da her türlü ifadeyi verebilecekken sabahın 5’inde terörist gibi bu şekilde uygulama yapılmasını haklı bulmuyorum doğru da bulmuyorum. Bunu olası seçimde aynı Barolar Birliği’nde olduğu gibi iktidarın giremediği Tabipler Birliği’nde de etkin olabilmek uğruna yapılmış olabileceğini düşünüyorum. Afrin Operasyonu Türkiye’nin haklı operasyonu. Bir noktada da AKP’nin bir rant için oy için bu operasyonu kullanma durumuna AKP’ye yakın medya organları tarafından bunun bu şekilde lanse edildiği bir ortamla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu tarz sıkıntıların ve yargıya güvenin olmadığı bir ortamda bu operasyonu da desteklemek bu haliyle mümkün değil.”

“YARGININ SİYASALLAŞTIĞI İLE İLGİLİ VERİLEBİLECEK BİR SÜRÜ ÖRNEK VAR”

Türkiye’nin 2017 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne hakkında en fazla dava başvurusu olan üçüncü ülke olmasına da değinen Avukat İrem Çiçek, Türkiye’de iç hukuktaki sıkışmışlık ve insanların haklarını iç hukukta arayamama durumuna düşürülmesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nde başvurunun fazla olmasına sebep olduğunu belirtti.

“669 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait okullar kapatıldı, Mili Savunma Üniversitesi adı altında hâlâ ne yaptığını bilmediğimiz bir okul açıldı” diyen Çiçek sözlerinin şöyle sürdürdü:

“Bu Harp Okullarının kapatılması ile ilgili öğrenciler cemaatçi olarak baştan fişlendi, hiç gitmedikleri bir okulun diplomalarını aldılar ve büyük sorunlar yaşadılar. Biz de ‘burada bir hata yapılıyor bu okullar kapatılmamalı, kişiler şahsi olarak tek tek soruşturulabilir’ diyerek bu işlemin iptali için İdare Mahkemesi’ne başvurduk. İdare Mahkemesi bu başvuruyu reddetti, akabinde bu İstinaf Mahkemesi ve Danıştay temyize gitti yine reddedildi. Ret gerekçesi olarak Türkiye’de bir OHAL Komisyonu kuruldu ve bu öğrencilerin OHAL Komisyonu’na başvurabileceği şeklinde bir karar çıkarıldı fakat bilindiği üzere OHAL Komisyonu bu öğrencilerle ilgili başvuruyu almıyor. Bu durumda mahkemeler, OHAL Komisyonu’nun bu başvuruyu almadığını bildiği halde bu kararı verirken ve bu karar kesinleşirken bu öğrencilerin daha iç hukukta tüketebileceği bir şey var mı? Gidebilecekleri başka bir yer var mı? Yok. Bu durumda Anayasa Mahkemesi’nde gidecekler, Anayasa Mahkemesi’nin OHAL süresince verdiği kararları biliyoruz akabinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne. Bu söylediğim binlerce öğrenciden oluşan bir örnek.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne çok sayıda başvuru olduğunu dile getiren Çiçek sözlerini şöyle tamamladı:

“Dolayısıyla Türkiye’de bakanların Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile tek günde aldıkları kararlarla ne olacak bu işin sonu, diye düşünmeden anlık siyaset uğruna verdikleri kararlar ve yaptıkları açıklamalarla bu şekilde devam ederse yargı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’de üçüncü sıraya değil birinci sıralara doğru ilerleriz. Bu da Türkiye gerçeği için çok şaşırılabilecek bir sonuç değil. Bugün baktığımızda yargının siyasallaştığı ile ilgili verilebilecek bir sürü örnek var. CHP ve HDP ile ilgili çok fazla fezleke düzenlenmiş durumda dokunulmazlıklar kalktığından beri dava açılmış durumda ancak suçu sabit olduğu halde AKP’li vekillerle ilgili açılan davalarda onların aklandığı bir süreci de görüyoruz. Ülke olarak biraz akıllanmamız gerekiyor düne kadar cemaat bugün cemaat temizlendiğinde başka birtakım oluşumlar ya da başka birtakım siyasi figürler için verilen kararlar. Bunlar her zaman ülkenin başına sıkıntı yaratacaktır yaratmaya da devam ediyor.”

Paylaş