“UEFA’da İngilizler ve Almanlar Ne Derse O Olur”

Türkiye’nin ilk ve tek futbol ekonomisti olan bu alanda beş kitaba imza atan Tuğrul Akşar, Akademik Bakış Programında Michael Kuyucu’nun konuğu oldu. Tuğrul Akşar, Michael Kuyucu’ya Türkiye ve Dünyadaki futbol endüstrisinin ekonomik sorunları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Akşar, Michael Kuyucu’ya UEFA’da Almanya ve İngiltere’nin çok güçlü olduğunu ve UEFA’nın bu iki ülkenin kontrolü altında olduğunu söyledi. İşte Tuğrul Akşar’ın Michael Kuyucu’ya yaptığı açıklamalar:

“Paramız Var Ama Sportif Performansımız Yok”

Türk futbolu parasal büyüklük olarak Avrupa’da önemli bir yerde. 26 milyarlık Avrupa futbol pazarı içerisinde yaklaşık 700 milyon EURO’luk gelirimizle, bugün Avrupa futbol pazarında yüzde 2.6 payımız var. Avrupa’da UEFA’ya 54 üye ülke olduğu düşünülürse, 5 büyük lig zaten Avrupa futbolunun toplam yüzde 58’lik gelirini kendi aralarında üretiyor. Geri kalan 49 ülkede, geri kalan yüzde 42’yi paylaşıyor. Buradan 5 büyük ligi çıkarttığımızda, ülke başına düşen gelirden pay alma yüzde birin altına düşüyor. Dolayısıyla 2.6 çok iyi. Bizim sıkıntımız; parasal gelir elde ediyoruz, ama bunları iyi yönetemediğimiz için alt yapılanmamız ve üst yapılanmamızda yaşadığımız sorunlar nedeniyle sonuç çıkmıyor. Paramız var ama sportif performansımız yok. 

“Fair Play, Haksız Rekabetin Önüne Geçmeyi Amaçlamıştır”

Finansal Fair Play aslında bir futbol dışı fonların, futbol kulüplerine girmesinin önünü kesmeyi amaçlamıştır çünkü özellikle Fransız ve İngiliz kulüpleri yurt dışında birtakım sponsorlar aracılığıyla ciddi bir parasal gelire ulaştılar ve o parasal gelirle çok büyük futbolcu ve teknik adamları transfer edip haksız rekabete ulaştılar. O yüzden UEFA dedi ki, “Bundan sonra finansal Fair Play ile futbol dışı fonlarla girişlere izin verilmeyecek.” Bu birinci madde. İkincisi, futbol kulübü eğer bir şirket ise şirket ortaklarının, dernekse başkan ve yöneticilerinin kulübe koymuş oldukları paralarının 2012 yılına kadar iadesi söz konusu olacak. Üçüncüsü de, futbol kulüplerinin giderlerinin, özellikle oyunculara, teknik adamlara ödenecek ücret, maaş ve primlerin toplam giderlerin yüzde 75’inden daha fazla olmaması gerektiği kuralı. 3 tane temel konu getirdiler daha sonra ise yıllık zarar koşulu getirdiler.

“Futbol Kulüpleri Yöneticilerinin Milyonlarca Dolar Harcama Yetkileri Var, Ama Hesap Verme Sorumlulukları Yok”

Futbolumuzdaki sorunların çözümüne uzun vadeli stratejik yaklaşımlarla ulaşmamız lazım. Bugün Türk futbolu net borçlu. Türkiye’de futbolun ana sponsoru devlet olduğu için Türk futbolu kendi dinamiklerinden bağımsız olmayan bir gelir yaratıyor. Bizim futbol kulüplerimizin sportif performans koyabilmesi için öncelikle sürdürülebilir bir mali yapıya sahip olmaları lazım. Futbol kulüplerinin yöneticilerinin sorumluluğunun olması lazım. Milyonlarca dolar harcama yetkileri var ama hesap verme sorumlulukları yok. Futbol kulüpleri dernek statüsünde de olsa, şirket statüsünde de olsa, kurumsal yönetimin ve yönetişimin, futbol kulüplerimiz için egemen örgüt modeli haline getirilmesi lazım. Denetlenebilir, hesaplanabilir, şeffaf ve herkese karşı bir sorumluluğu olacak futbol kulüplerinin. Mutlaka futbol kulüplerimizin kulüp yönetimlerinde olan kişilere sorumluluk getirilmeli, şirketleşmek lazım. Bugünkü futbol federasyonu yapılanmasının değişmesi lazım. İktisadi mali konularda bu işleri ehliyetli, işi bilen, finanstan ekonomiden anlayan insanlar yapmalıdır. Diğerleri finansal işlere karışmamalıdır. Bugüne kadar gördük ki biz bunları da yapsak futbol kulüplerimize çeki düzen veremiyoruz. O zaman ayrı bir üst kurul oluşturulması lazım. Futbol kulüplerimizin ortalama seyirci sayısı çok düştü. Seyirci gitmeyince parasal gelir yaratmakta zorlanıyorsunuz. Bu kurulacak finansla futbol üst kuruluyla yapılandırılmış ürünler çıkarılabilir. Krediler tasviye edilebilir. Bütün bunlar uzun vadeli planlamayı gerektiriyor.

“UEFA’da İngilizler ve Almanlar Ne Derse O Olur”

UEFA’da Almanya’nın çok ciddi bir lobi yapma gücü var. Bunlar 1,5 yıl önce gündeme geldiğinde bize vermeyeceklerini zaten biliyordum. Bunun çeşitli sebepleri var. Sosyo ekonomik faktörler önemli. Ekonomik olarak baktığımızda bu organizasyonlar Türk ekonomisine daha çok yük getiriyor. Bunun altından kalkmak kolay olmuyor. Türkiye para kazanmazdı. Bizim Trabzon’a Antalya’ya demir yolumuz yok ve ciddi ulaşım problemimiz var. Almanya’nın lojistik üstünlüğü açık ara öndeydi. Bu statların belirlenmesi zaten stratejik hataydı. İzmir gibi hem deniz yolu, hem hava yolu, hem kara yolu olan bir yer tercih edilmedi, Konya ve Trabzon tercih edildi. UEFA’da İngilizler ve Almanlar ne derse o olur. O kadar net. Onun dışındaki her şey tiyatrodur ama görsel olarak demokrasi ne derse o olur.

})(jQuery)