“Trump ile röportaj yapmayı hâlâ çok istiyorum”

Gazeteci yazar Benan Kepsutlu, CRI Türk Türkiye’de Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Benan Kepsutlu, kısa süre önce Nemesis Kitap tarafından yayınlanan “Arşivde Saklı Kalan İtiraflar” kitabını ve günümüz haberciliğini değerlendirdi.

Muhabirlik günlerinde yaşadıklarını bir gün kalem alacağını bildiğini dile getirerek sözlerine başlayan Kepsutlu, meslek hayatındaki tüm olayları sıkı bir şekilde arşivlediğini belirterek, bu kitabı yazmak için kendi arşivinin 640 saatlik bir bölümünü izlediğini söyledi.

Kitapta anlatacağı olayları belirlerken bir hayli zorlandığını anlatan gazeteci yazar Benan Kepsutlu, yazacak çok fazla detayın bulunduğunu, bunları inceledikten sonra kitapta yer alan 13 olayı paylaşmakta karar kıldığını aktardı.

Kitapta yer alan hikâyelerin insan odaklı olduklarına dikkat çeken Benan Kepsutlu, şunları kaydetti:

“Her bir hikâyenin bir baş aktörü var. Bu baş aktörlerin başından geçen olayların benim haber dosyalarımı oluşturma sürecime olan katkılarını, aynı zamanda o dönemin siyasi konjonktürü ve dönemin konjonktürünün bugüne yansımalarını bu kitapta toparlamaya çalıştım. Bu süreçte yayınevimin de çok fazla desteği oldu.”

“RÖPORTAJDAN SONRA 7 AYLIK HAMİLE EŞİNİN YANINDA ÖLDÜRÜLDÜ”

Kitapta yer alan hikâyelerin bazılarına kısaca değinen Kepsutlu, “PKK Muhbiri” başlıklı hikâyeye dair şunları paylaştı:

“PKK mensubu bir kişi teslim olmuştu ve Türkiye için muhbirlik yapıyordu. Ben ise bambaşka bir olay için o sırada Van’da bulunuyordum. Sonraki süreçte bir şekilde onu röportaj vermeye ikna ettik. Ben ona’ yüzün görünmeyecek ve sesin tanınmayacak’ diye söz vermiştim. Biz röportajı gerçekleştirdik ve o, bugünü bile etkileyen çok önemli detaylar, tüyolar verdi. O kişi, örgüt içerisinde üst düzey bir yöneticiydi. Röportajdan sonra 7 aylık hamile eşinin yanında öldürüldü. Bu arada biz bu röportajın çok kısa bir bölümünü Kanal D Ana Haber’de Mehmet Ali Birand ile beraber yayınlamıştık. Kitapta, röportajın tamamını, onunla buluşma sürecimizi, o dönem bölgede işlenen töre cinayetlerini kaleme alarak anlattığım bir hikâye olarak yer alıyor.”

Terör elebaşı Abdullah Öcalan tutuklanana kadar ona refakat eden Yunan istihbarat subayı Savvas Kalenderidis ile 2006 yılında Yunanistan’da gerçekleştirdiği röportaja da kitabında yer veren Benan Kepsutlu, subayın Öcalan’ın yakalanış sürecine dair daha önce hiç paylaşılmamış bilgileri paylaştığını ifade etti. Kitapta dikkat çeken Türkmen kızı Gaye’nin hikâyesinden de söz eden Kepsutlu, bu bölümde kahramanların gerçek isimlerini kullanmadığını sözlerine ekledi.

“BENİ LİNÇ ETMEK İSTEYEN FİLİSTİNLİLERİN ELİNDEN, YİNE BİR FİLİSTİNLİ KURTARDI”

Benan Kepsutlu, Saddam’ın idam edildiği sırada Gazze’de bulunduğunu ve Amerikalı zannedildiğini anlatan bir diğer hikâye ile ilgili ise şunları dile getirdi:

“Neden Amerikalı zannediyorlar? Çünkü ben yıllarca hep sarışın olarak dolaştım. Saddam’ın idam edildiği gün Gazze’deydim ve beni dış görünüşümden ötürü Amerikalı zannedip linç etmek istediler. Beni linç etmek isteyen Filistinlilerin elinden, yine bir Filistinli kurtardı.”

BELGESEL YAPILACAK

Kitaptaki hikâyelerin belgesel olarak hayata geçirilmesi gibi bir projenin mevcut olduğu bilgisini de veren gazeteci – yazar Kepsutlu, yaşanan olayların kendi arşivinde görüntülerinin bulunduğunu ve 1,5-2 aya kadar proje ile ilgili her şeyin netleşmiş olacağını ifade etti.

“BİZ, İSTEDİĞİMİZ HABERİN PEŞİNE DÜŞEBİLİRDİK”

Kitabın kapağına “Biz gazetecilik yaparken…” yazmasının nedeninin o dönemin şartlarına duyduğu özlem olduğunu vurgulayan Benan Kepsutlu, sözlerine şöyle devam etti:

“2008 Ergenekon soruşturmasıyla beraber Türkiye genelinde pek çok kalem kırıldı. Pek çok isim mesleği icra etmekten vazgeçti. O dönemde kanalların sahip olduğu ve habere yaptığı yatırım da daha fazlaydı ve bizim sahadaki koşullarımız daha genişti. Günümüzde maliyetlerinin daha düşük olması nedeniyle tartışma programlarının sayısı da arttı. Haber programı deyince insanların akıllarına 4-5 kişinin stüdyo ortamında bir şeyleri tartıştığı konseptler gelir oldu. Kanal sahipleri de maliyetlerden dolayı bu tip programları tercih etti ve böylelikle saha haberciliği yavaş yavaş unutulmaya başlandı. Bu durum, masa başı haberciliğinin başlamasına neden oldu. Araştırmacı gazetecilik, değerini kaybetmeye başladı. Bununla birlikte Türkiye’nin yoğun siyasi gündeminden ötürü ülkedeki liderlerin gün içerisinde birçok farklı yerde konuşma yapabiliyor olmaları nedeniyle muhabirler, siyasileri takip eden ve saat başı canlı yayın yapan kişiler haline geldiler. Böyle olunca genç muhabir arkadaşlarımın araştırmaya vakitleri kalmamaya başladı. Bizim dönemimizde biz, gerçekten inandığımız, hissettiğimiz, takip etmek istediğimiz bir olayın peşine düşebilirdik. Bunun için bize maddi imkânlar da tanınırdı, zaman da verilirdi. Şimdi ise durum çok farklı.”

“HABER KAYNAĞINIZIN ÇOK OLMASI GEREKİYOR”

Herhangi bir yerde sıcak bir olay olduğunda bölgeye “sıcak bölge muhabirleri”nin gönderildiğini bildiren Benan Kepsutlu, “Bu kişilerin terminolojiye alışkın olduklarının düşünülmesi ve o anda kontrolü sağlayabileceklerine duyulan inanç, tercih edilmelerini sağlıyor. Kondisyonlu olmak gerekiyor çünkü gerekli durumlarda kaçmak zorunda bile kalabiliyorsunuz. Aynı zamanda terminolojiye hakim olmak çok önemli çünkü havan topu, roketatar, katyuşa vs. gibi bir çok terim kullanılırken hata yapılabiliniyor. Diğer yandan soğukkanlı olmak ve ekip çalışmasını bilmek gerekli. Eğer televizyon haberciliği yapıyorsanız kameramanınızla bir ekip olduğunuzu unutmamanız lazım. Çünkü onun bir gözü kamerada, sizin de bir gözünüzün onda olması gerekiyor. Tüm bunlara ek olarak, haber kaynağınızın da çok olması gerektiğine inanıyorum.” diye konuştu.

Kitapta yer vermiş olduğu Celal Talabani röportajından da bahseden Kepsutlu, röportajı yaptığı dönemin Celal Talabani’nin, Mesut Barzani’nin Türkiye’ye giremediği bir dönem olduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye ve bölgesel Kürt yönetimi arasındaki ilişkiler gergindi. Böyle bir dönemde röportaj için başvuru yapmıştım. O röportajda, Celal Talabani’nin Türkiye’ye hangi cümleler ile geleceğini haftalar öncesinde öğrendim ve aktardım.”

“HABER ATLATMA İŞİN EĞLENCELİ KISMIYDI”

“Sıcak bölgedeyseniz, diğer kanallardaki arkadaşlarınızla birlikte hareket ediyor olmanızda önemli. Biz aramızdaki dayanışmayı kendi aramızda sağlıyorduk. Bu ‘haber atlatma’ kısmı işin keyifli kısmıydı.” diyen Benan Kepsutlu, bölgedeki diğer muhabirlerle bütün aktivitelerin birlikte yapıldığını ancak kendisinin her zaman diğer ekiplerden ayrılmayı tercih ettiğini aktardı.

Muhabirlik yıllarında kadın olmanın avantajını kullandığını dile getiren Kepsutlu, her bölgeye göre çeşitli kıyafetlerini bulunduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:

“Sıcak bölgelerde belirli kontrol noktaları oluyor ve bu noktaları bir şekilde geçmeniz gerekebiliyor. Örneğin Irak’ta, siyah çarşaf giyip arabanın arka koltuğunda kamerayı bacaklarımın arasına alıp, kameramanın eşim pozisyonunda görülmesini sağlayıp kontrol noktalarından geçerek, erkek gazeteci arkadaşların giremediği pek çok noktaya girmişliğim vardır. Bu, haber atlatma tekniklerinden yalnızca bir tanesidir.”

“TRUMP İLE RÖPORTAJ YAPMAYI HÂLÂ ÇOK İSTİYORUM”

“Bugüne kadar yapmak isteyip de yapamadığınız kiminle röportaj yapmak isterdiniz?” sorusuna ise, “Donald Trump.” cevabını veren gazeteci yazar Benan Kepsutlu, “Donald Trump ve Hillary Clinton’un seçim arifesinde bu röportajı gerçekleştirecektim ancak ucundan döndüm. Trump ile röportaj yapmayı hâlâ çok istiyorum.” dedi.

“ABD İLE İRAN ARASINDA SAVAŞ ÇIKMA İHTİMALİNİN OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”

Orta Doğu’daki son gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kepsutlu, İran ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki gerilime ilişkin ise, şunları aktardı:

“Bir taraftan iki ülke arasında gerilim var diyoruz diğer taraftan ise günlük değişen açıklamaları görüyoruz. Ben, ABD ile İran arasında bir savaş çıkma ihtimali olduğunu düşünmüyorum. Ancak dışarıdan bakıldığında süregelen bir gerginlik ortamının söz konusu olduğu görülüyor. İran bu duruma karşı en azından vitrinde sessiz kalmamak isteyeceği için imaj koruması adına Amerikalılara yönelik bazı eylemler ‘düzenlermiş’ gibi yapacak. ABD tarafından İran’a ambargo uygulanıyor deniliyor fakat bugün İran’a gittiğinizde en çok Amerikan malları ile karşılaşıyorsunuz. Bu durumda, aslında İran’daki tekeli Amerika’nın ele geçirdiğini görebiliyoruz. ABD’nin değil, diğer ülkelerin İran’a karşı uyguladığı bir ambargo bulunuyor. Uluslararası ilişkilerde kesin söylemlerden kaçınmak gerekir ancak iki ülkenin bu anlamda gerçekten düşman olacağına inanmıyorum.”

“ÇOK OKUMALARI VE HABERİ TAKİP ETMELERİ GEREKİYOR”

Gazeteci yazar Benan Kepsutlu, habere ilgisi olan gençlerin mesleğe dair nasıl bir duruş sergilemeleri ve ne yapmaları gerektiği konusunda ise, gençlere şu mesajı verdi:

“Verdiğim derslerde bu işi yapmak isteyen gençlere öncelikle hangi alanda uzmanlaşmak istediklerini soruyorum ve genellikle ‘haber spikerliği’ cevabını alıyorum. Dersin ilk 10 dakikasında öğrencilere, çeşitli ülkelerin bakanlarının ve siyasetçilerinin kim olduğuna dair sorular yöneltiyorum. Bu sorulara cevap alamıyor ve hayretler içerisinde kalıyorum. Bu durum, doktorluğun ne olduğunu bilmeden ‘Ben doktor olmak istiyorum.’ demeye benziyor. Biz prompterdan haber okuyan robotlar değiliz. Bu mesleği icra etmek isteyen kişilerin çok okumaları gerekiyor. Farklı görüşlerden farklı kişiler, yakın tarih kitapları vs. gibi özellikle uzmanlaşmak istedikleri alan hakkında ciddi derecede okuma yapmaları gerekli. Bununla birlikte her alana dair genel bilgilerinin olması gerekiyor. Bu yüzden okumaları ve haberi takip etmeleri elzem.”

Geleneksel medyanın biteceğine yönelik görüşlere katıldığını kaydeden Kepsutlu, “Bu bizim engelleyebileceğimiz bir şey değil.” diyerek, “Bu durum ne kadar iyi ne kadar kötü? Tartışılır.” ifadesini kullandı.

Gazeteci yazar Kepsutlu, “Arşivde Saklı Kalan İtiraflar” kitabının devamının geleceğini belirterek sözlerini noktaladı.

})(jQuery)