SenesErzik-

Şenes Erzik Milli Takımı CRI TÜRK’e Değerlendirdi

Hayri Hiçler’in hazırlayıp sunduğu Süper Spor Saati’nde bu hafta Milli Takım ana gündem maddesi oldu ve UEFA Ombudsmanı Şenes Erzik ile Gazeteci ve Spor Yazarı Kemal Bilgin konuk oldu.

UEFA Ombudsmanı Şenes Erzik

Şenes Erzik: Grupta maçlar yapılırken daha önce de söylediğim gibi, esas yenmemiz gereken takım Ukrayna’ydı. O sıralarda daha puan durumu belirgin hale gelmemişti; ama Ukrayna’yı Ukrayna’da yenmemiz gerekir, ondan sonrasına bakılırdı. Maalesef öyle olmadı, bu sefer kimsenin beklemediği şekilde doğrusunu söylemek gerekirse ben bekliyordum. Hırvatistan’da çok büyük bir düşüş var son iki yıl içinde. Özellikle 2016 Avrupa Şampiyonası’ndan sonra birden düşüş başladı. Futbolda dün yoktur, bugün ve yarın vardır. Bu nedenle ben bekliyordum Hırvatistan’ı ülkemizde yeneceğimizi; çünkü başka bir şansımız kalmayacaktı akabinde bir de onlara yenilirsek. 2016’da İzlanda çok iyiydi. Yalnız hücum açısından değil, savunmada da orta sahada da bayağı iyi oynayan bir takımdı. Bunun daha ilerisini Avrupa Şampiyonası’ndan izledik hep birlikte. O kadar iyi, makine gibi çalışan bir takım vardı ki, galip geleceğiz diye sahaya çıkıyorlardı. Bugünlere gelirsek Finlandiya maçında hiçbir varlık gösteremediler, hayal kırıklığı yarattılar. Şunu unutmayalım, kendi sahalarında oynadıkları Ukrayna maçını kazanmışlardı. Onlar burada puan almak için her şeyi yapacaklar, puan almak için her şeyi yapmak demek, birtakım feragatlerde bulunmak demek oyun sistemi açısından ve rakip sahada olacaklar. Eskişehir gibi milli takıma sahip çıkan çok önemli bir taraftar seyirci topluluğu ile şartları lehimize döndürebiliriz. Geniş bir kadro kurma konusunda çok çok akıllı yaklaştı Lucescu bu maç için.

Şenes Erzik: Maçın hakemi Polonyalı hakem Szymon Marciniak. Böylesine önemli maçlara herkes çok iyi hakemler ister. Önemli hakemlerden biri kendisi. Bizim saha, seyirci anlayışımız, taktik anlayışımızla birlikte münasip bir şekilde devam ederse yapılacak iş hakeme kalmaz. Hakem bu maçta tarafsız olmak zorundadır. Hakemle ilgili bir sorun yaşamayız. Neticeyi ne hakem ne de rakip tayin edecek, bizim futbolcularımız tayin edecek sahada. Bu kadro seçimine de çok güveniyorum. Hem dışarıdan hem içeriden futbolcular var kadroda. Kadroya da hocamıza da inanıyorum.

KemalBelgin

Gazeteci ve Spor Yazarı Kemal Bilgin

Kemal Bilgin: “Finlandiya’ya yenilirken bir arızaya uğradı” sözünüz çok güzel bir söz. Finlandiya ile İzlanda’ya 10 üzerinden not verirsek Finlandiya beş buçuk ise İzlanda yedi diyelim; ama yapıları itibariyle birbirinden çok farklı futbol yapıları yok. Oysa biz ve İzlanda arasında temel futbol bilgileri ve oluşumu açısından ciddi fark var. Dolayısıyla Finlandiya’nın İzlanda’yı yenmesi bana çok garip gelmez; ama bizim İzlanda’yla aramızda farklılıklar var. Bir kere rakibimizin fizik yapısı bizden çok iyidir, çalışma düzenleri üst düzeyde olduğu için de iyi bir dayanıklılık fizik kondisyon dediğimiz çizgiye ulaşabiliyorlar. Bizim maalesef o fizik yapımız biraz cılız, biz teknik kapasitesi daha yüksek bir takımız.  Bu teknik yapımızı karşı tarafın gücünün üstüne çıkartmak istiyorsak bizim de oyun alanını çok iyi kullanarak, yardımlaşarak oynamamız gerekiyor. Bizde bazı oyuncular var, topla çok iyi adam geçebiliyorlar; fakat bu yeterli kalmıyor. O tip oyuncu, bu tip eylemlere kalkışıp birinci bölümü geçtikten sonra, siz takım olarak o oyuncuyu “Bakalım şimdi ne yapacak” diye seyrederseniz o oyuncudan da verim alamazsınız, siz de verimli olamazsınız. Bu takım oyunlarında kazanca götüren birinci faktör yardımlaşmadır. Bu eksiğimizi kapatmamız gerekir.

Kemal Bilgin: Futbolda devamlılık çok önemlidir. Arda, ne yazık ki aylardır maç oynamıyor. Maç oynamayan bir futbolcunun maç oynayanlarla beraber oynaması bence olumsuzluk getirir. Birde şu var, yurtdışından gelen gurbetçi oyuncular, Türk ligindeki oyuncularla beraber oynarken sırıtıyor. Mesela bir Alman takımında oynayan bir futbolcumuz topu aldığı zaman kafasını kaldırdığı zaman en az üç tane boş Alman futbolcu görüyor. Türkiye’ye de oynadığı zaman bir bakıyor kimse yok. O zaman deniliyor ki, “Bu mu Alman Ligi’nde oynuyor yahu!”. Hayır, oynuyor adam. Alman Ligi’nde aynı adamı seyrettiğin zaman, “Vay be, keşke bizim takımda olsa.” deniliyor. Arda tabii ki bir kıymet; ama iki aydır maç oynamamış bir futbolcunun fiziksel üstünlüğü olan bir takım karşısında yapacağı pek fazla bir şey olmaz. Belki Arda’sız başlarız, oyun diyelim ki 75. dk’ya geldi ve 0-0. Son bir ateş gücü olarak dersin ki, şu Arda’yı oyuna sokayım. Belki bir adama çalıp yutturur, döner vurur. O zaman o şansı bulabilirsin.

Kemal Bilgin: İngiltere’yle Kadıköy’de oynadığımız maçta 0-0 berabere kaldığımız maçtan bir hafta önce dedim ki, “Ben TFF’nin yerinde olsam bizim böyle hayati maçlarımızı üç büyüklerin statlarında oynatmam.” Anadolu’da birçok stadımız var, hele ki şimdi daha da zenginleşti bu statlar. A takımının sahasında oynuyoruz milli maçı, o A takımının seyircileri B ile C takımının seyircilerini protesto ediyor. Biz bu çağdaş vizyona ulaşana kadar İstanbul’da maç oynamayalım. Bizim federasyonun Eskişehir’i seçmesi bana göre son derece doğru.

Kemal Bilgin: Lucescu benim ölçülerime göre, Türkiye’ye bugüne kadar gelmiş en iyi kulüp takımı teknik direktörüdür. Çok önemli bir hocadır, fakat milli takım hocalığı başka bir şey. Her taraftan parça toplayıp bir bünye yapmaya çalışıyorsun. Öbür tarafta her gün kendi bünyenle berabersin. Bu demek değildir ki Lucescu milli takımda başarılı olamaz. Tabi ki başarılı olmasını istiyoruz. Zaten adeta hiç maç kaçırmadan tribünde oturup seyrediyor, hocalarla görüşüyor. Bunlar sonuç maçı. Rezil oynayacaksın; ama 1-0 kazanacaksın.

Paylaş