RızaÇalımbay-

Rıza Çalımbay’dan CRI TÜRK FM’e Özel Açıklamalar

Trabzonspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, A Spor Yorumcusu Güven Taner ve Sabah Gazetesi Yazarı Gürcan Bilgiç, Hayri Hiçler’in hazırlayıp sunduğu Süper Spor Saati’ne konuk oldular.

TRABZONSPOR TEKNİK DİREKTÖRÜ RIZA ÇALIMBAY’IN AÇIKLAMALARI

Herkesin kendi işine bakması lazım. Herkesin kendi takımını bildiği gibi oynatması gerekiyor. Biz normal bir futbol oynuyoruz, çağdışı futbol diye bir şey yok. Herkesin kendisine göre bir taktiği vardır. Herkes seyretti maçı, biz çok iyi oynadık ve çok güzel şeyler yaptık. Galatasaray takımıyla nasıl oynanacağını biliyoruz. Ben hiçbir zaman oyunu çirkinleştirecek, beraberliğe oynayacak, sadece defansı düşünecek karakterde biri değilim. Ben içeride de dışarıda da galibiyete oynayan biriyim. Yeniliriz, galip geliriz, berabere kalırız ama her zaman ofansı düşünen bir insanım ben. Onun için hiçbir zaman futbolumuza laf söyletmem. Ben sadece gülümsüyorum; çünkü söylememesi gerekiyordu. Ne benim Tuıdor’la ilgili bir şey söylemem gerekiyor ne de başkasının başkasına bir şey söylemesi gerekiyor. Herkesin kendine göre bir düşüncesi vardır, o da Tudor’un kendi düşüncesi, bir şey söyleyemem. Yaptığımız meslek gerçekten çok zor bir meslek, çok zor işler yapıyoruz. Tudor’un da çok büyük sorumlulukları var. Galatasaray gibi bir camianın başında. Galatasaray’ın beklentisi de çok çok fazla, bazen böyle ters şeyler oluyor.

Biz aynı oyunu Antalya’da da oynadık, yine güzel şeyler oldu. Galatasaray takımı zaten iyi takım, çok iyi oyunculardan kurulu bir takım. Çokça transfer yaptılar, iyi de transfer yaptılar ve oturttular takımı. Sezon başı Avrupa kupalarından elenmeleri belki üzücü; ama Galatasaray için bir avantaj oldu. Tekrar revizyona girdiler, bir daha transfer yaptılar. Şu anda da iyi yerdeler. Bizim açımızdan da bu maç çok önemliydi. İyi oynayarak galip geldiğimiz için de çok mutluyuz.

Rodallega’ya verilen ceza bence yüksek; çünkü Rodallega kişilik olarak çok karakterli düzgün bir insan. Hiç kimseyle itişme kakışma olmaz, çok profesyonel bir oyuncu. Tabi ki biz üzüldük, böyle bir kart gördüğü için. Sonra düşündük Rodallega’nın öyle bir hareket yapması için hiç bir neden yok. Çünkü; galibiz, farklı da galibiz. Onun için mutlaka orada bir tahrik olabilir ya da Rodallega diğer futbolcu arkadaşı yanlış anlamıştır, gibi düşünceler oluştu bizde de. Savunmada da yazdık, kendisi de söyledi. Bu kadar, üç maç ceza vermemeleri gerekiyordu. Ortada bir tahrik olabilirdi, bir araştırılması gerekiyordu. Tahkime de gittik. Ceza kesinlikle haksız verilmiş bir ceza, neye göre veriyorlar yani? Adam böyle böyle diyor, deniyor. Söylenen söz de öyle az buz bi söz değil. Gerçek mi, değil mi? Bir araştırmadan direkt üç maç ceza veriliyor. Savunmayı yaptık. İnşallah en asgariye indireceklerdir.

GüvenTaner

SPOR YORUMCUSU GÜVEN TANER’İN AÇIKLAMALARI

Beşiktaş’ın Avrupa’daki genel tanımı dediğimiz zaman mutluluğa, gurura ulaşmış oluyoruz. Beşiktaş önce 3’te 3 yaparak, sonra mutlak galibiyet için sahasına gelen dinamik bir takıma karşı beraberlik elde ederek puanını 10’a çıkardı. En yakın rakibi de 6 puanda, Beşiktaş 4 puan önde. Beşiktaş’ın umudu gayet güçlü, umudu besleyen bir futbol kalitesi var. Bunu Monaco karşısında da gördük, bu mutluluk verici bir durum. Beşiktaş’ı sadece Beşiktaşlılar değil, sağduyulu, fanatizmden kendini sıyırabilen Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar, Trabzonsporlular, ülkenin bütün futbol severleri konuyla ilgili herkes kutluyor. Beşiktaş’tan mutluluk duyuyor ve bu hoş bir şey. Bunu bir zamanlar Galatasaray yaptı, o coşkuyu o mutluluğu verdi bu ulusa. Şimdi de Beşiktaş veriyor, dilerim Beşiktaş’la hatta diğer bütün takımlarla bu mutluluk serüveni devam etsin.

Bir defa futbolda garantiler yok, şunu yapabiliriz diye kesin söyleyemeyiz; ama futbolda umutsuzluk da yok. Şu anda Beşiktaş’ın bizlerin umudunu besleyen bir futbol kalitesi var. Bununla gitti, Porto’yu Porto’da yendi. Üç gol attı hatta yediği golü de kendi kalesine attı. Böyle bir umudu besleyen Beşiktaş futbolu var. Beşiktaş futbolu nerede geçerli olmuyor? Bizim ligde bir takım kulüpler, Beşiktaş’ın hücum gücündeki beceri üstünlüğünü bildiği için buna karşı bir savunma kilidi kuruyor. Beşiktaş’ta bunu açacak tempoya yükselemiyor. Beşiktaş’ın en büyük eksiği o; ama Şampiyonlar Ligi maçında, ben Beşiktaş2a karşı kapanayım da durumu kurtarmaya çalışayım diyen bir rakip yok.

Herkes kendi gücü ve kimliğiyle oynayınca, Beşiktaş’ın özelliği ortaya çıkıyor.

Monaco, Beşiktaş’ı yenmeyen çalışan bir Monaco’ydu, kapanma şansı yoktu. Zaten Beşiktaş evvela bir 15-20 dakika bayağı baskılı ve çok kaliteli tempolu bir oyun oynadık. Sonra kontrollü oyuna dönmeye çalıştı. Beraberlik de Beşiktaş için yolda bir ışıktı. Onu da dikkate alarak, o stratejiyle oynadı Şenol Güneş; ama bireysel hatayla devre biterken golü yiyince, ikinci yarıya yeniden içindeki gücü dışarı çıkarıp tempolu bir oyuna döndü. Daha agresif bir oyuna döndü Beşiktaş. O ataklarının bir tanesinde penaltı kazandı. Penaltıyla da golünü kazandı. Ondan sonra daha genç, daha zinde, olan bir takımdı Monaco. Monaco o yanını Beşiktaş’a kabul ettirmeye çalıştı; ama Beşiktaş yine orada iyi bir stratejiyle savunmayı daha dikkatle yapmaya başladı. Savunmadan hücuma atlamayı planladı. Rakip artık kazanmak zorundaydı ve açık oynuyordu. Hücum alanları doğacaktı, bu futbolda klasik bir durum. Bunları da yaptı. Beşiktaş eğer ürküntü içinde sadece beraberliği koruma korkusu içinde bir takım olsaydı, o ataklara tek adamla iki adamla anca çıkardı. Maçta bazen dörtlü, beşli, altılı ataklar oldu öne doğru. Orada tabi, deneyimli oyuncular olmalarına rağmen hücumda topu iyi kullanamadılar. Böyle bir takım var elinizde ve rakipler de sizi mutlaka yenmek zorundalar. Yine aynı şekilde açık oynayacaklar ve Beşiktaş bunu değerlendirebilir. Beşiktaş’ın rakamsal olarak da oyun becerisi olarak da avantajları var. Yeter ki o maça çıkarken, bir takım oyuncu problemleri olmasın.

Ben bir hukukçu değilim; ama hukukla çok ilgilenen ve hukukçularla durumu çok tartışan biriyim. Caner’e verilen bu altı maçlık cezanın verilişi bir defa bana göre, mevcut hukuka dayandırılabiliyor tabi de adalet anlayışına sığmayan bir durum. Caner bir suç işledi mi , işledi; elini kolunu sallayarak, ağzını kullanarak kötü sözler söyledi mi, söyledi. Tamam bunu bir cezası olacak; ama bir tek maddeye girecek. Hakarete girecek, el kol sallayarak ve bir aynadan da söylenerek bir hakaret etmiş Caner. Bunun cezasını, dört maçsa dört maç vereceksiniz, ilgili maddeye göre. Futbol Disiplin Kurulu (PFDK ) bu hareketi ikiye bölüyor. Bir el kol sallama, 2 maç ona, bir de sözlü hakaret. 4 maç da ona verdim diyor. Ben burayı biraz adil bulmuyorum. Bu hukuku kullanan insanlar, kitabı ezbere bilerek, hukuk kurallarını, yasaları ezbere bilerek iyi hukukçu, adil hukukçu olunmaz diye düşünüyorum. Burada o insanlar öncelikle kendi vicdanlarını kullanacaklar. O yeterlilikte değilse ve olmadığı halde o işi yapıyorsa o zaman böyle hatalar yaparlar. Bana göre hata. Bence PFDK böyle bir ceza vererek hata yapmıştır. Caner üzerinden Beşiktaş’ı da yıpratmak için oluşturulan kamuoyu ile ceza 6 maç olarak kaldı. Fikret Orman, çok akıllıca bir şey söyledi. Futbol Federasyonu, öncelikle kuralar kitabında, talimatlarda olmayan görüntüyle cezayı devreye soktu. Ondan sonra görüntüyle ceza verilebilir maddesini koydu talimata. Bu, futbol federasyonunun başına ileride dert olacaktır.

GürcanBilgiç

SABAH GAZETESİ YAZARI GÜRCAN BİLGİÇ’İN AÇIKLAMALARI

Fenerbahçe, Galatasaray’ın puan kaybettiği haftada büyük avantaj kaçırdı; ama liderle olan puan farkını yine de indirdi. Bu Fenerbahçe genetiğinde çok olan bir şey değil. Takip ettiği takım puan kaybettiğinde yenildiğinde genelde Fenerbahçe de yenilirdi.  Bu sefer berabere kaldılar. 8 puanlık farkı 7 puana indirdiler. İkinci etapta çok zor bir süreç geçiriyor aslında Fenerbahçe. Mali olarak düştüğü çöküntü. UEFA’nın kelepçelemesi, getirdiği transfer yasağı. Bu yasak sonucunda, ancak dördüncü haftada stoperine ve santraforuna kavuştu Fenerbahçe. Sürece baktığımız zaman herkes Aykut Kocaman’ı eleştiriyor, bu hafta FB TV’de de Aykut Kocaman’a eleştiriler gelmeye başladı. Bu şu demektir. Eğer böyle bir süreç yaşanıyorsa FB TV’de, Fenerbahçe’yi yönetenler faturayı biraz teknik adama yönlendirmeye çalışıyorlar demektir. Bu bölümde aslında gerçekten de iyi bir Fenerbahçeli olduğu için takımın başına geçti Aykut Kocaman, beğenen olur, beğenmeyen olur. Şöyle bir gerçeklik var, geçen sene bu takımın en iyi iki oyuncusu yok. Lens alınamadı geriye, geri gitti. Kjaer de satıldı, satmasaydı transfer yapamıyordu Fenerbahçe. O etapta, sert transfer şartları altında alınabilecek en iyi oyuncunun bonservisi olmayacak bir kere ya da kiralık alacaksın, kulübün gözden çıkardığı birisi olacak ki santrafor transferi Jansen’in de gelmesi öyle oldu. Tottenham, son anda gözden çıkardı, son gün o kiralamayı yaptı Fenerbahçe, yoksa o da olmayacaktı. Bu nedenle, belli kalitede ya da stat dolduracak futbolu oynatacak oyuncuları alacak durumu yoktu Fenerbahçe’nin. Bugünkü kadro geçen seneye göre iyi; ama rakiplerine baktığınızda Beşiktaş’a Galatasaray’a Başakşehir’e göre kötü.

Fenerbahçe, kalan 7 maçta 21 puanın 15’inden fazlasını alır. Bundan sonra en fazla iki beraberlik alacağını düşünüyorum. 4 puan kaybeder, en fazla kaybederse. Rakiplerin durumuna göre de değişir tabi bu. İlk devre bittiğinde 5 puan aralık Fenerbahçe’ye yeter. Bir de şu var, Galatasaray maçıyla Fenerbahçe hazırlık dönemini bitirdi aslında.

Aykut Kocaman’ı bu takımın başından kimse gönderemez, Aziz Yıldırım da dahil buna. O, o kadar kolay değil. Bu takımı Aykut Kocaman’dan daha iyi kimse yapamaz. Kısıtlı kadrolarla bir sistem oluşturup, o sistem içinde performans üretmesi gerekiyor artık Aykut Kocaman’ın.

Paylaş