SelçukÇolakoğlu-

Prof.Dr. Çolakoğlu: Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, Çin Açısından Sürpriz Değil

Profesör Doktor Selçuk Çolakoğlu, Dünya Bankası’nın yayınladığı Ocak 2018 tarihli Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nu ve aralarında Türkiye, Çin, Rusya ve Hindistan’ın da bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin 2018 büyüme tahminlerinin yükseltilmiş olmasını değerlendirdi. CRITÜRK FM’de Kâmil Erdoğdu’nun hazırlayıp sunduğu Manşet programında Selçuk Çolakoğlu, bu raporun Çin açısından sürpriz olmadığını, dünya bankasının öngördüğü hedeflerin, daha önce Çin tarafından açıklanan hedeflerle örtüştüğünü dile getirdi. Çolakoğlu, Çin’in artık emeğe dayanan, düşük teknolojili üretimden, katma değeri daha yüksek ve teknolojik bir üretime geçmek istediğinin altını çizerek, “Çin tüm ekonomik sistemini buna göre düzenlemeye çalışırken, aynı zamanda hem istihdam hem de büyüme oranlarını korumaya çalışıyor. Çin’in kurmaya çalıştığı bu sistem, kalkınmakta olan ülkeler için bir model teşkil ediyor” dedi.

“OCAK 2018 KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM RAPORU DEĞERLERİ”

Dünya Bankası’nın yayımladığı Ocak 2018 tarihli Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, büyüme beklentilerini yukarı doğru revize etti. Küresel ekonominin 2017’de yüzde 3, 2018’de yüzde 3,1 ve 2019’da ise yüzde 3,0 büyümesi bekleniyor. Haziran 2017 raporunda 2017 için yüzde 2,7 ve 2018-2019 yılları için yüzde 2,9’luk büyüme öngörülmüştü. Yukarı yönlü revizyonda özellikle gelişmiş ülkelerin ekonomik performansının etkili oldu. Bu gruba yönelik 2017 ve 2018 büyüme tahminleri 0,4 puan artırıldı ve 2017 için yüzde 2,3, 2018 için de 2,2’lik büyüme kaydedileceği tahmin edildi. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin 2019 için büyüme beklentisi yüzde 1,9 ve 2020 için de bu sayı yüzde 1,7. 

ABD, Avro Bölgesi ve Japonya’nın büyüme beklentileri bu ayki revizyonda yükseltildi. Gelişmiş ülkeler grubunda yer alan ABD’nin 2017 büyüme beklentisi yüzde 2,1’den 2,3’e çıkarıldı. 2018 ve 2019 için tahminler de 0,3 puan yükseltildi ve sırasıyla yüzde 2,5 ve 2,2’ye revize edildi. Dünya Bankası, Avro Bölgesi’ne yönelik büyüme beklentilerini de geçen sene için yüzde 1,7’den 2,4’e ve bu sene için yüzde 1,5’ten 2,1’e yükseltti. Bölgenin 2019 için büyüme tahmini de 0,2 puan artırılarak, 1,7’ye çıkarıldı.

Dünya Bankası, gelişen ve yükselen ekonomilere yönelik beklentileri ise sadece 2017 yılı için revize etti. Buna göre, aralarında Çin, Rusya, Hindistan ve Türkiye’nin de bulunduğu bu grubun 2018’e ilişkin büyüme tahmini yüzde 4,3’ten yüzde 4,5’e yükseltildi. 2018 ve 2019 yıllarına yönelik beklentiler ise sırasıyla yüzde 4,5 ve 4,7 seviyelerinde sabit tutuldu.

Gelişmekte olan bir ülke olarak Çin’in büyüme beklentisi 2017 için yüzde 6,5’ten 6,8’e ve 2018 için yüzde 6,3’ten 6,4’e çıkarıldı. 2019’da ise Çin’in yüzde 6,3 büyüyeceği öngörüsünde bulunuldu.

“ÇİN’İN İÇ PİYASASINI DAHA ÇOK AÇMASI GEREKİR”

Çin Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’ne bağlı Dünya Ekonomik Araştırmalar Kurumu’nda uzman Chen Fengying, küresel ekonominin bu periyodik iyileşmesinin ve Çin üzerindeki etkileri hakkındaki değerlendirmesinin Çin’i çok yönlü olarak etkileyeceğini belirtti. Chen, Çin için dış çevrede en önemli unsurun ticaret olduğunu, dünya ticaretinin büyümesinin de Çin ekonomisini doğrudan etkileyeceğini dile getirdi. Chen Fengying, 2017 yılındaki ihracat ve ithalat hacmine bakıldığında, her ikisinde de çift basamaklı bir büyüme görülebileceğini belirterek, “böyle bir büyüme oranı, Çin’in ekonomik gelişmesi ve arz yönlü yapısal reformlarını ilerletmesine katkı sağlar” dedi. Chen, “uluslararası yatırım alanında bir düzelme görüyoruz. Bu yatırımlar yalnızca askeri alanı kapsamıyor, küresel yatırımda sürekli bir artış söz konusu. Bu bağlamda, Çinli firmaların uluslararası arenadaki performansının iyi olduğunu vurgulamak gerek. Farklı problemler yaşansa da doğrudan dış yatırımımız hala büyüyor” ifadelerini kullandı. Chen Fengying, uluslararası iş birliğinin önemine değinerek, “sorunlarla karşılaşmamıza rağmen, bölgesel iş birliği, özellikle Kuşak ve Yol iş birliği başta olmak üzere uluslararası iş birliğini ilerletmemiz gerekiyor. Bu nedenle küresel ekonomik büyümedeki dönemsel iyileşme, Çin’in uluslararası ortam, ticaret, yatırım ve uluslararası ekonomik iş birliğini geliştirmesini sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Raporda, dikkat çeken bir başka nokta daha olduğunu belirten Chen, küresel ekonominin büyüme hızının gelecek on yılda biraz daha yavaşlayacak oluşunun yaşam kalitesinin yükselmesi için yeterli olmayacağı değerlendirmesinin yapıldığını dile getirdi. Chen Fengying, buna karşılık olarak böyle olumsuz koşullar altında Çin’in iç piyasasını daha çok açması gerektiğini savunuyor. Chen’a göre Çin, aynı zamanda Kuşak ve Yol projesini geliştirmeli ve yeni yükselen sektörleri için iş birliği alanı genişletmelidir.

“ÇİN’İN GELECEKTE KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİNİ HAYATA GEÇİREREK İŞ BİRLİĞİ ALANI AÇMASI GEREKİR”

Diğer bir Çinli uzmanın görüşüne göre de Dünya Bankası’nın değerlendirmesi son derece doğru. Çin’in kişi başı gayri safi yurtiçi hasılası 2008 yılındaki finansal kriz döneminin öncesine göre aşağı yönlü bir eğilim gösterdiğine dikkat çeken uzman, bunun hem gelişmekte olan ülkeler hem de gelişmiş ülkeler için geçerli olduğuna dikkat çekti. İnsanların beklentilerinin nispeten düşük oluşu da tüketimi ve ticareti etkiliyor.

Bir başka etkenin de yatırım olduğunu belirten Çinli uzman, “bu durum böyle devam ederse, yatırım alanında da bir takım problemler ortaya çıkabilir, örneğin güvenlik kontrolü gibi bir dizi sorun Çin’in yabancı ülkelerdeki yatırımlarını olumsuz etkiliyor” dedi. Uluslararası ilişkiler de gergin. Arka planda, korumacı bir anlayış olursa, uluslararası ilişkilerde gerginlik olması kaçınılmaz. Eş güdüm sağlama ve iş birliği alanını genişletme imkânı da yavaş yavaş küçülecek.

Çin’in gelecekte Kuşak ve Yol inisiyatifini hayata geçirmesi ve yeni yükselen piyasalarını geliştirerek iş birliği alanı açması gerektiğini vurgulayan uzman, Çin açısından iç piyasanın kritik olduğunu çünkü nüfusun yakında 1 milyar 400 milyona çıkacağını, dolayısıyla Çin’in ekonomisinin gelişmesi, dışarıdaki nispeten gergin ilişkiler ve kendi çıkarlarına ters düşen korumacı önlemlerle başa çıkmak açısından kritik bir unsur olarak tanımlandı.

“ÇİN’DE HER YIL, MİLYONLARCA İNSAN YOKSULLUKTAN ORTA GELİR SEVİYESİNE YÜKSELİYOR”

Profesör Doktor Selçuk Çolakoğlu, “Çin 90’lı yıllarda bu konuda tereddütleri olmasına hatta kaşı çıkmış olmasına rağmen, günümüzde Paris Protokolü’nü imzaladı ve “yeşil büyüme” denilen, çevreye daha duyarlı bir büyüme gerçekleştirmektedir” şeklinde konuştu. Çolakoğlu, 80’li yılların başından itibaren Çin’in, her yıl istikrarlı bir şekilde yüzde 8 – 10 hatta bazen 11 oranında büyüdüğünü ve dünyada, 30 yıl kadar uzun bir süre zarfında, bu kadar yüksek oranda bir büyüme gerçekleştiren başka bir ülke olmadığını vurguladı.  Ayrıca dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’deki gibi büyük bir ekonomide, bu derecede yüksek bir performans tutturmak hiç kolay bir şey olmadığını belirten Selçuk Çolakoğlu, bu hedefin artık yüzde yedide tutularak, yüzde 8 – 10 -11 oranlarının artık Çin için bile çok fazla olduğunu dile getirdi. Çolakoğlu, çok hızlı büyümenin karşısında enflasyon ve aşırı tüketim risklerinin bulunduğunu söyledi. Profesör Doktor Selçuk Çolakoğlu, “bu süreçte Çin kendi orta sınıfını da oluşturmuş oldu ve her yıl, milyonlarca insan yoksulluktan orta gelir seviyesine yükseliyor” ifadelerini kullandı.

Paylaş