Nazan Kesal, Furuğ Ferruhzad’ın Hayat Hikâyesiyle Tiyatro Sahnesinde

Nuri Bilge Ceylan’dan Yavuz Turgul’a, Onur Ünlü’den Erden Kıral’a, Türkiye’nin birçok usta yönetmeninin filmindeki rolleriyle hem sayısız ödül hem de seyircinin övgüsünü topladı. Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda başlayan profesyonel tiyatro hayatı boyunca sayısız karaktere hayat vererek de tiyatro seyircisinden alkış aldı. Her sezon onlarca dizinin yayınlandığı, bazılarının reyting yarışını kaybedip ekranlara veda ettiği dizi sektöründe canlandırdığı karakterlerle televizyon izleyicisinden aldığı beğeninin kanıtı ise yer aldığı her dizinin izlenme rekorları kırması oldu.

NAZAN KESAL’DAN YENİ OYUN: “YARALARIM AŞKTANDIR”

Türkiye’nin en başarılı kadın oyuncularından Nazan Kesal, ekranlarda beğeniyle izlenen yeni dizisinin yanı sıra bir de tiyatro oyunuyla sanatseverlerin karşısında. Tek kişilik “Yaralarım Aşktandır”la şimdiden bol alkış toplayan Kesal, CRI Türk Özel’de Özlem Karahan’ın konuğu oldu.

OYUN, FURUĞ FERRUHZAD’IN HİKÂYESİNİ ANLATIYOR

“Yaralarım Aşktandır”da yaşamıyla hem sanat dünyasının hem de kadın hareketlerinin ikonalarından biri olan İran’ın ilk kadın şairi Furuğ Ferruhzad’ın hayat hikâyesini sahneye taşıyan Kesal, “Sevgilim, eşim Ercan Kesal’ın bana 25 yıl önce hediye ettiği ‘Sonsuz Gün Batımında’ adlı kitabı sayesinde Furuğ’la tanıştım ve o zamandan bugüne Furuğ’un hikâyesini sahneye taşıma fikri hep aklımdaydı.” dedi.

Yazar Şebnem İşigüzel’in senaryosunu yazdığı, yönetmenliğini Berfin Zenderlioğlu’nun üstlendiği ve Deniz Biber’in yardımcı yönetmenlik yaptığı oyunla ilgili olarak usta oyuncu, “Hikâyesi itibarıyla kadın dayanışmasına ihtiyacı olan bir projeydi zira bir kadının yaşadığı büyük acıların yanında verdiği güçlü direnişi anlatmadan önce çok iyi anlamak, hissetmek gerekiyordu.” ifadelerini kullandı.

“KADINLARIN DURUMU İYİLEŞMİŞ OLSAYDI BU OYUNU SAHNELEMEME GEREK KALMAZDI”

Yaşamda kendisini en çok yaralayanın başkalarının acıları olduğunu, o acıları da bir şekilde yaptığı işle sızdırmaya çalıştığını aktaran Kesal, “Furuğ da öyle bir acı benim için. 32 yıllık kısacık ömründe akla gelmeyecek şeyler yaşamış. Şair olması onun için aslında mutluluk verici bir şey aslında ama o hiçbir zaman bunun mutluluğunu yaşayamamış. 1950’lerin, 60’ların İranı’nda, ‘Şiir benim Tanrım!’ diyen, o eril dünyada sırf bu nedenle aforoz edilen bir kadın.” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Eril algı öyle tehlikeli bir şey ki, çekirdek ailede başlıyor. Furuğ’un dünyasında da öyle olmuş. Ağabeyleriyle başlamış, babası en kıymetli şeyi, sevgisini esirgemiş Furuğ’dan. Erkek çocuklarını seven bu baba kızlarına aynı sevgiyi göstermemiş. Büyüdükçe o evden, baba baskısından kurtulmak isterken gittiği evliliği ona yeni baskılar getirmiş. Şair olmaktan vazgeçmesi istenmiş ama Furuğ, “Şiir yazmazsam ölürüm.” diyen bir kadın. Sonrasında “Günah” adlı şiirinden dolayı aforoz edilmiş, eşinden boşanmış ve şeriat mahkemeleri boşanma durumunda her zaman yaptığı gibi çocuğu babaya vermiş. Furuğ ölene kadar oğlunu hiç görememiş. Bir taraftan tüm hayatını oğlunun hasreti ve acısıyla geçirirken diğer taraftan şiirden, sinemadan, çeviriler yapmaktan asla vazgeçmemiş. Bu çok güçlü ve kıymetli bir şey.”

“Kadınların durumlarında geçmişten bugüne değişen hiçbir şey yok.” diyen Kesal, “Bir şeyler değişmiş olsaydı, kadınların durumu iyileşmiş olsaydı benim bu oyunu sahnelememe gerek bile kalmazdı.” ifadelerini kullandı.

FURUĞ, HİKÂYESİNİ MUSALLA TAŞINDA ANLATIYOR

32 yaşında geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeden Furuğ, öldüğünde iki gün boyunca gömülmedi ve onun bir cenaze töreni hak edip etmediği mollalar tarafından tartışıldı. “Yaralarım Aşktandır” tam da bu olayla başlıyor. Arafta, gömülmeyi bekleyen Furuğ, o bekleyişte hayatına geri dönüp bakıyor ve o bakışta seyirciyi de hikâyesine, acılarına, şiirlerine, umutlarına dâhil ediyor.

“BU OYUNU ÖZELLİKLE ERKEKLER İZLEMELİ”

Kesal, “Yaralarım Aşktandır”ı özellikle erkeklerin izlemesi gerektiğini düşündüğünü söyleyerek, “Kadının erkekler nedeniyle yaşadıkları acıları anlattığım bu oyunda nelere sebep olduklarını görerek belki de düşünmelerini istiyorum.” dedi.

NAZAN – ERCAN KESAL ÇİFTİ YENİ BİR FİLMDE BİRLİKTE BOY GÖSTERMEYE HAZIRLANIYOR

Nazan Kesal, sanatseverlere bir de müjde vererek, Ercan Kesal’ın 2015 yılında yayımlanan “Nasipse Adayız” isimli romanının yine Ercan Kesal senaryosu, yönetmenliği ve başrolüyle sinema filminin çekildiğini, kendisinin de bu filmde rol aldığını söyledi. Cannes Film Festivali’ne başvuran “Nasipse Adayız” kısa süre içinde Türkiye’de vizyona girecek.

Haber/Röportaj: Özlem Karahan