Meme kanseri kadınlarda birinci sırada

CRI Türk Türkiye’de her hafta yayınlanan “Doktorla Randevu” programının bu haftaki konuğu Memorial Hastanesi Etiler Tıp Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir meme kanserine ilişkin bilgiler verdi.

Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında birinci sırada olduğunu ifade eden Prof. Dr. Soybir, risk faktörlerinin değiştirilebilir ve değiştirilemez olarak ikiye ayrıldığını belirterek, değiştirilebilir faktörlerin; yaşam koşulları, sigara, beslenme şekilleri, östrojene maruz kaldığı dönemin, değiştirilemez faktörler arasında da ailede meme kanseri varlığı ve yaş faktörünün önemli olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, menopoza giren kadının artık östrojene maruz kalmaması sebebiyle meme kanseri açısından risk faktörünün azaldığını ancak geçmişte östrojene maruz kaldığı dönem itibariyle riskin devam ettiğini açıkladı.

Kadının emzirdiği ve doğurduğu dönemde östrojene daha az maruz kalması ve emzirme ile ilgili hormonların meme dokusunda koruyucu bir rolü olması sebebiyle emziren kadınların da daha az risk taşıdığını belirten Prof. Dr. Soybir, “Her kadın tabii ki doğuramayabilir ve emziremeyebilir ama bu kadının toplam riskini oluşturacaktır. Bir risk değerlendirmesinin yapılması gerekir. Bu risk belirlendikten sonra bu riski nasıl aşağıya çekebileceğimizi değerlendirip, kadına tavsiye etmekteyiz.” diye konuştu.

KİSTLER KANSERE SEBEP OLUR MU?

Kistlerin kadınlar arasında zaman zaman paniğe neden olabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, kistlerin fizyolojik bir durum olduğunu kaydederek, “Stresli, sıkıntılı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda fazla kafein, vitamin eksikliği nedeniyle de kist oluşabilmektedir. İçi sıvı dolu kesecilerdir. Kanserle çok ilişkili değildir ama hastalarda kaygı oluşturmaktadır. Basit tedavilerle giderilmektedir.” ifadelerini kullandı.

MEME KANSERİ NASIL BELİRTİLER VERİR?

Meme kanseri durumunda meme derisi, memenin kendisinde ya da koltukaltında belirtiler olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Soybir, en önemli belirtinin kitle veya yumru, kabarıklık ya da çöküntü şeklinde görülebileceğini, bunlarla beraber meme başında değişiklikler, meme ucunda akıntıların da dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.

ULTRASON VE MAMOGRAFİ AYRIMI

30 yaş üzeri kadınlara yılda bir ultrason, 40 yaş üzeri kadınlara da mamografi yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Soybir, bu iki tetkik arasındaki ayrımı şöyle anlattı;

“Ultrason ve mamografiyi daha ileri ya da daha geri tetkik diye düşünmemek lazım. Bazı durumlarda birinin üstünlüğü bazı durumlarda ise diğerinin üstünlüğü çıkar. Mesela memede içi sıvı dolu kesecik varsa ultrasonla, kireçlenme varsa mamografiyle görülebiliyor. Gençlerde meme yoğunluğu fazla olmadığı için mamografi ileri yaşlarda daha fazla işimize yarayan bir tetkik. Radyoaktif madde olduğu için de gençlerde mamografiden sakınıyoruz ve ultrasonu öne çıkarıyoruz. Bunlar aslında birbirini tamamlıyorlar. Ancak ultrasonda şüpheli bir şey görüldüyse istisnai durumlarda 30 yaşlarında bir kadına da mamografi çekilebilir.”

Adet görmeye başlayan bir kadının düzenli olarak elle meme muayenesi yapması gerektiğini aktaran Prof. Soybir, 30 yaşındaki bireyin yılda bir ultrason, 40 yaşlarındaki bireyin yılda bir mamografi, 50 yaşından 65 yaşına kadar her yıl mutlaka klinik muayene, ultrason ve mamografi yapıldığını, 65 yaşından sonra ise taramaların sonlandırıldığını ancak yıllık muayenelerin devam ettiğini vurguladı.

ERKEKLERDE DE MEME KANSERİ GÖRÜLÜYOR

Meme kanserinin sadece kadınlarda değil, erkeklerde de görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Gürsel Remzi Soybir, “Erkeklerdeki kanserler kadınlarınkinden farklı değil.  Yalnız erkeklerde kadınlarda olduğu gibi yıllık tarama yok. Çünkü erkeklerde muayeneyle çok net bir şekilde yakalanabiliyor. Risk faktörü yüksekse taramaya alıyoruz. Gerekirse erkeklere de mamografi çekiyoruz. Erkeklerde de meme kanserinden ölümler görülebiliyor.” dedi.

Haber: Tülin Tonkuş

})(jQuery)