Haluk Pekşen: Türkiye Bir Seçim Yaşamıyor, Seçim Görünümlü Bir Sürecin İçerisinde

CHP Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Haluk Pekşen, CHP’nin yerel seçimlerde ittifak konusundaki tutumunu değerlendirdi. Pekşen,  Türkiye’de özellikle 2007 yılından sonra, siyasette yaşanan gelişmelerin büyük bir kısmının hayatın normal akışında ya da olağan koşullar içinde gerçekleşmediğini dile getirdi.

CRI TÜRK FM’de Tuğçe Akkaş’ın sunduğu Manşet programında Haluk Pekşen şu şekilde konuştu; “Olağan koşullar olmadığı için her seferinde Türkiye, sarsıla sarsıla, seçim ve demokrasi görünümlü bir takım işler yapıyor. Kısa bir süre önce gördük ki belediye başkanını da seçmek pek mümkün değil çünkü seçilmiş belediye başkanının da seçildiği koltukta kalabilmesi pek mümkün olmuyor. Bir iradeyle belediye başkanı hiçbir gerekçe göstermeksizin istifaya zorlanabiliyor ya da görevinden alınabiliyor. Aslında yerel seçimlerde bile, Türkiye bir seçim yaşamıyor ama seçim görünümlü bir sürecin içerisinde, toplumun beklentileri karşılanıyormuş gibi yapılıyor. Şimdi planlandığı gibi gerçekleşirse, önümüzde bir yerel seçim var ve partiler en iyi sonucu almak için çeşitli ittifaklar yapabilirler. Bize göre iktidar kendi içinde bile büyük bir çatışma kopukluk ve çürüme yaşıyor. Ama toplumun beklentilerini karşılayabilecek siyasi bir güç odağı oluşturulamadığı süre içinde ne yazık ki iktidarın elindeki güç ile yerel seçimlerde ya da seçim öncesinde oyları yönlendirebiliyor. Biz de CHP olarak olası illerdeki sonuçları öngörmeye ve en iyi sonucun alınacağı karar almaya gayret göstereceğiz. Ancak gördük ki seçim sonuçlarını da sandığa atılan oylardan daha çok sandık dışı kamu otoritesinin elindeki bir takım yetkilerin kullanımını da belirlediğini kısa süre önce öğrenmiş olduk. Bu seçim görünümlü süreci iyi yönetebilir ve bunu gerçek bir seçim yapmayı başarabilirsek, belki de demokrasinin ilk adımları olan yerel seçimlerdeki demokratikleşme sürecini yeniden inşa edebiliriz. Anayasa referandumundan bugüne kadar devam eden, bizim hayır bloğu diye tanımlamış olduğumuz ve ortak iradeyi muhalefet olarak oluşturan yapının, yerel seçimlerde ittifak yapıp, belediye başkanlıklarına aday olması akla en uygun yöntem olarak gözüküyor”.

“Parti Meclisine Somut Bir İttifak Projesi Gelmedi”

Haluk Pekşen, CHP’nin HDP ile bir ittifak kurma olasılığını şu şekilde değerlendirdi; “Geçmişte de CHP, 1991 yılında HDP’nin ilk partisi olan HEP ile seçim iş birliği yapıldı ama bunun bedelini Türkiye’de sol inanılmaz ağır bir şekilde ödedi. O iş birliği nedeniyle HEP’in parlamentoya taşınmış olması sonrasında milletvekilleri parlamentoya geldiklerinde hem yemin törenlerinde sergiledikleri tavırlar hem de parlamento içindeki tavırlarıyla çok ciddi bir şekilde antipati yaratan bir durum ortaya çıktı. O zaman HEP’in gösterdiği tavırlar, belki de bugün HDP ‘nin önünde büyük bir engel olarak duruyor. Aslında bugünkü HDP ile o zamanın HEP’i arasında çok büyük bir siyasi davranış farkı var. Günümüzde HDP, daha herkesi kapsayıcı bir siyaset yapma peşinde ancak HEP plansız, günlük siyaset yapan popülist bir yaklaşım içerisindeydi. O gün yapılan iş birliğinden CHP büyük zarar görmüştür hatta hala o konuda bazı sataşmalar halen sürmektedir. Parti meclisine böyle bir ittifak konusu gelmedi, bu nedenle bu konuda olur ya da olamaz şeklinde bir yorum yapamam. Yerel seçimlerde çeşitli ittifaklar gündeme gelebilir ama henüz CHP’nin önüne somut olarak böyle bir proje gelmemiştir”.

“Türkiye’de Yaşam Kalitesinin Yüksek Olduğu Yerlerde CHP’li Belediyeler Hakimdir”

Yerel seçimlerde vatandaşların siyasi görüşten çok yapılan hizmete odaklandığı için, CHP’nin nasıl bir strateji izleyeceğini Pekşen şu sözlerle ifade etti; “İstanbul’un en gelişmiş semtlerinden Kadıköy, Beşiktaş, Levent, Bakırköy’de, Ankara’nın Çankaya’sında seçmenler, CHP’li belediyelere büyük bir teveccüh gösteriyor. Bunun da esas nedeni siyaset değil, o bölgelerde semt hizmetlerinin kent yaşam kalitesine sağladığı desteklerdir. Türkiye’de dikkat ederseniz yaşam kalitesinin yüksek olduğu yerlerde sosyal demokratlar, yani CHP’li belediyeler hakimdir. Nerede yaşam kalitesi sıkıntılıysa, orada da giderek radikalleşen bir belediyecilik anlayışı söz konusudur. Belediye başkanını değerlendirirken kıstaslarım şunlardır; ne kadar yeşil alan oluşturacak, nereyi park alanı yapacak, ne kadar yürüyüş alanı yapacak, ne kadar bisiklet yolu yapacak, ne kadar gürültüsüz bir kent sağlayacak, şehir estetiği, şehrin mimarisi, şehirdeki tarihi dokuyu nasıl, ne kadar ve hangi projelerle koruyacak, beton yığını kentleri nasıl dönüştürecek, tiyatro, sinema, kütüphane, sergi ve konser salonu gibi şehir kültürünü oluşturulacak birçok konuda projeleri olan bir belediye başkanı olmalıdır. Türkiye’de 21. Yüzyıla uygun zihniyet devrimini kavrayıp, onu ortaya koyabilmek gerekmektedir”.

Paylaş