“Erdoğan’ın Amacı Siyaseten Bir Alternatif Doğmadan, Yok Etmektir”

Aydınlık Gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar, Ali Koç’a yönelik itibarsızlaştırma kampanyasını ve medyanın geldiği durumu değerlendirdi. Önkibar, Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutan en önemli nedenlerden birini alternatifsiz olmasıyla açıkladı.

Sabahattin Önkibar, CRI TÜRK’te Kâmil Erdoğdu’nun hazırlayıp sunduğu Manşet programına katıldı.

“Erdoğan, kendisine sağda bir alternatif olmasın diye sekiz ayrı operasyon yaptı” diyen Önkibar, sözlerine şöyle devam etti:

AKP’yi soldan yıkamazsınız, ancak sağdan yıkabilirsiniz. Bunun için de bir alternatifin merkez sağda oluşması lazım. AKP siyasi operasyonlara Cem Uzan ile başladı ve tam siyasi bir ümit olmak üzereyken, tasfiye ettiler. Ardından 2007’de Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu’nun da nasıl tasfiye edildiği ortada. Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş’u düşünün, alternatif sağda potansiyeli olan kim sahneye çıktıysa ya tasfiye edildi ya da AKP saflarına alındı. Ali Koç da iyi eğitimli, iyi ve varlıklı bir aileden geliyor dolayısıyla kimse onun için ‘siyasete para için giriyor’ diyemez. Koç eğer Fenerbahçe’de başarılı olursa, siyasi bir alternatif olabilir kuşkusu duyuluyor. Dikkat ederseniz, AKP medyası Ali Koç’a sürekli muhalefet ediyor çünkü kendisi böyle bir şeye niyet ederek alternatif olduğu anda, çok varlıklı olduğu için 3-5 tane televizyon kanalı kurabilecek güce sahiptir. Dış dünyada da çok tanınan bir kişi olduğu için Ali Koç kolayca ekarte edilemez. Erdoğan’ın amacı da siyaseten bir alternatif doğmadan, yok etmektir. İnsanlar Erdoğan’a kızıyor ama ‘alternatif olarak Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’na mı vereyim’ diyerek, çıkış yolu arayışı içinde.”

“Bahçeli ve Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ı Ayakta Tutan İki Önemli Figürdür”

Önkibar, 7 ayrı gazete ve 6 farklı televizyonda çalıştığının altını çizerek, 35 yıllık gözleminin ışığında bugün medyada yaşananları eskiden hayal bile edemeyeceğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Merkez medya diye tabir edilen şeyin zaten merkez medya ile alâkası yok, tamamen iktidarın kontrolündedir. Yandaş medya ayrı bir kavram, iktidarı destekleyen medya demektir. Son 16 – 17 yılın hikâyesini anlattığım ‘Yazılamayanlar’ adlı kitabımda AKP iktidarının yanı sıra Kemal Kılıçdaroğlu’nun 28 Haziran’da istifa etmek üzereyken devreye girip buna engel olan kimdir ya da Devlet Bahçeli onca ağır ifade kullandıktan sonra durup dururken neden Tayyip Erdoğan’ın neredeyse fedaisi olmuştur gibi konuların perde arkasını işledim. On yıldır hep söylediğim gibi Bahçeli ve Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ı ayakta tutan iki önemli figürdür. Akşam, Star, Güneş gazeteleri ve Kanal 24, 360 gibi televizyon kanallarının sahibi görünen Zeki Yeşildağ’ı 12 Eylül öncesi üniversite yıllarından tanırım ve düzgün bir adamdır. Rizeli bir fırıncı çocuğuydu. Bu zarar eden üç gazete ve iki televizyonu finanse etmek için aylık bir ilâ iki milyon gerekiyor ve Zeki Yeşildağ’ın böyle bir serveti var mı yok mu ve bunun ardında kim olduğunu kamuoyu araştırsın, sorgulasın çünkü ben olmadığını düşünüyorum. Sabah gazetesinde de en son ‘alo 100 milyon gönder’ olayları yaşandı. Dolayısıyla Türkiye’deki medyanın yüzde doksanı yandaşlıktan öte, iktidar kontrolündedir. İktidar kontrolünde olmayanlar da haklı olarak ürküyor. Ben de bu dönemde dillendirilemeyen şeyleri hukuka sadık kalarak, yazmaya gayret ettim. Abartısız onlarca kez mahkemeye verildim ve on küsur senedir sürekli mahkeme kapılarındayım.” 

“Liyakat ve Adalet Olmayan Bir Devletin Ayakta Kalması Mümkün Değildir”

“Türkiye evrilerek bir yerlere doğru gidiyor” diyen Sabahattin Önkibar, şöyle konuştu:

Mesela Merve Kavakçı’nın kızı saraya, Cumhurbaşkanlığına başdanışman olarak atandı. Geçmişine baktığımda hangi özelliğinden ötürü başdanışman olduğu sorusuna yanıt bulamıyorum. Öyle bir eğitime, deneyim ya da geçmişe sahip değil. Özelliği, Merve Kavakçı’nın kızı olması. Merve Kavakçı’nın sahiplenilme sebebi de parlamentoya giren ilk türbanlı milletvekili oluşuydu. Kavakçı, bu türban flamasıyla, Kuala Lumpur’a Büyükelçi yapıldığı yetmedi, şimdi de kızı saraya başdanışman yapıldı. Bu durum şu anlama geliyor; türban, bu ülkede büyükelçi olmaya, saraya başdanışman olmak için yeterli olacak noktaya geldiyse, o zaman liyakat bu devletin yönetiminde tamamen rafa kalkmış demektir. Liyakat ve adalet olmayan bir devletin ayakta kalması mümkün değildir. Seçimler kazanılsa da toplum öylesine ayrıştı ki ve cepheleşti ki iki seçim daha kazansan ne olur, diğer tarafta Türkiye elden gidiyor. İnsanların sonuçta biyolojik bir yaşı var ve önünde sonunda ölüm mutlak hakikat ise, toplumun hayatında kişiler önemli değildir, esas olan devleti yaşatmaktır.