“Doğru Bilgi Verilmediği İçin Seçmen Hayal Kırıklığı Yaşadı”

CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, bir hedef koyduklarını ve İstanbul’daki en büyük altı ilçeden üçünü mutlaka kazanacaklarını söyledi.

CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, CRI TÜRK’te Tuğçe Akkaş’ın konuğu oldu. CRI Türk Özel’de yerel seçimler ve İstanbul’un sorunlarına ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Zeybek, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili de öz eleştiride bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel olarak gelir seviyesi 2000 bin TL’nin altındaki yoğun nüfusun yaşadığı ilçelerden, göç almış ilçelerden, eğitim seviyesi düşük ilçelerden ve genç nüfusun olduğu ilçelerden oy alamadığını kaydetti.

“ŞU AN TÜRKİYE BÜYÜK BİR RESESYONLA KARŞI KARŞIYA”

“Türkiye’de halkın yüzde 80’i oyları atadan, dededen geldiği biçimde kullanıyor” diyen  Zeybek şöyle devam etti:

“Bugün önemli bir kırılma ile karşı karşıyayız. 2002 yılında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 16 yıllık iktidarında en büyük krizle karşı karşıyayız. Bugüne kadar hep yüzde 2 ya da 3’ün üzerinde bazen 5 bazen yüzde 7’ler seviyesinde büyüme hedefini tutturmuş olan iktidar, ilk iki çeyrekte belki seçimler dolayısıyla kamunun piyasaya sürdüğü yüksek ve karşılıksız para yüzünden ekonomide bir canlılık olsa bile üçüncü çeyrekten başlamak üzere dördüncü çeyrek ve 2019’un bence tamamında negatif bir büyüme ile karşı karşıyayız. Burada tabii Türkiye nüfusunun yüzde 1,2 arttığını göçlerle birlikte bunun yüzde 2 olduğunu düşünebilirseniz zaten siz ekonominizi yüzde 2 büyütüyorsanız aslında bu sıfır demektir. Şu an Türkiye büyük bir resesyonla karşı karşıya. Bunun stagflasyona dönüşmesi konusunda ciddi endişeler var.

Bu ilçelerimizde ve mahallelerimizde Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermeyen seçmene değerlendirmeleri açısından herhangi bir şey söyleyemeyiz. Burada bütün kabahatin Cumhuriyet Halk Partisi’nde olduğunu söylemek zorundayım. Bizim seçmene gitmeyi maalesef başaramayan kolay yerde örgütlenme kolay yerde siyasi çalışma yapmaya biraz meyilli belki de biraz bu manada çalışkan olmayan bir örgüt yapımız da var. Geçen hafta 81 ilde 140 milletvekiliyle bölge ziyaretleri yaptık. Ben Gümüşhane ve Bayburt ilinde bazı köylere gittim ve 1950’den beri ilk kez bir Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilinin o köye geldiğini söylediler. Siz 1950’den beri hiçbir köye gitmemişseniz o köyden siz nasıl oy alacaksınız ki? O nedenle Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’nun da söylediği gibi önce gideceğiz, insanları ziyaret edeceğiz, neden Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermedikleri konusunda varsa haklı gerekçeleri onları dinleyeceğiz ama yoksa sadece iletişim kopukluğu yüzünden bunlar gerçekleşmiyorsa bunları da çözmemiz gerekir. Yeni dönemde de biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak İstanbul’un en büyük ilçeleri nüfus açısından birinci Esenyurt, ikinci Küçükçekmece, üçüncü Bağcılar, Ümraniye, Pendik… Bu beş büyük ilçeyi yan yana koyduğumuzda beşinde de Cumhuriyet Halk Partisi iktidarda değil. Arkasından Üsküdar geliyor. Biz bir hedef koyduk şimdi biz bir Esenyurt’u kazanacağız, iki Küçükçekmece’yi kazanacağız, üç Üsküdar’ı kazanacağız. İstanbul’daki en büyük altı ilçeden üçünü mutlaka kazanacağız. O nedenle Beşiktaş’ı, Kadıköy’ü, Adalar’ı, Şişli’yi kazanan Cumhuriyet Halk Partisi eğer yerel seçimlerde ilçe belediyesi olarak bu saydığımız ilçeleri de kazanma başarısı gösterirse ki göstereceğinden hiç şüphem yok. İddiayla söylüyorum ki, İstanbul’da biz nüfusun ve seçmenini en yüksek olduğu altı ilçeden mutlaka üçünü kazanacağız, kazanacağız ki büyükşehir belediyesini kazanmamız konusunda ciddi bir katkı ve destek sağlamış olsun. Burada tabii Beşiktaş’ta, Kadıköy’de, Bakırköy’de Cumhuriyet Halk Partisi’ne yüzde 70’ler seviyesinde oy veren seçmenimizden de bu oranları çok daha yükseğe çıkarması için çalışmalarımızın devam edeceğini belirtmek isterim.”

“DOĞRU BİLGİ VERİLMEDİĞİ İÇİN SEÇMEN HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADI”

CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek “Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin küskün olduğu ve yerel seçimlerde sandığa gitmeyeceğini söyleyen büyük bir çoğunluk var, küskün seçmeni ikna edebilecek misiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Bugün küskün olan seçmenin İstanbul Maltepe, Ankara Tandoğan ve İzmir Gündoğan mitinglerindeki görkeme rağmen sandıktan istenen sonucun çıkmaması nedeniyle bu duyguya kapıldıklarını düşünüyorum ama orada da bir enformasyon yanlışı yapıldığını iddia ediyorum. İzmir, Ankara ve İstanbul mitingleri gerçekten muhteşemdi, son 20-30 yılın en önemli sosyal demokrat mitingleriydi hiç şüphe yok ama gerçekleri de topluma olduğu gibi söylemek lazım. 200 bin metrekarelik bir alan üzerinde altı milyon insanın bir miting alanında olmayacağını insanlara doğru söylemek gerekir. İstanbul’da 100 binlik miting çok büyük mitingdir, 200 bin kişinin katıldığı mitingler inanılmaz büyük mitingdir, 400 bin kişilik ise efsane mitingdir ama bunların gücünü zayıflatarak 400 bin değil de bir milyon yok bir milyon az geldi 1,5 diyelim, öteki üç milyon bir baktık altı milyona çıktı. Bunlar doğru rakamlar değildi, böyle olunca da seçmen dedi ki, “Altı milyon kişinin gittiği bir mitingde nasıl İstanbul’da üç milyon oy alır?”. Doğru bilgi verilmediği için seçmen hayal kırıklığı yaşadı. Burada gerek kampanyanın içinde aktif görev alan yöneticilerin gerekse kimi adaylarımızın toplumu yanlış enforme etmesinin etkisi olduğunu düşünüyorum. Ben hayal kırıklığının temel nedeninin İstanbul Maltepe mitingine altı milyon insanın geldiği yönündeki gerçek olmayan asparagas bilgilendirme olduğunu ve bunun da özellikle Sayın İnce’yi destekleyen seçmen kitlesinde ciddi bir hayal kırıklığı yarattığını gördüm. Biz bundan sonra hep doğruları söylemek zorundayız.”

“İSTANBUL’UN MUTLAKA BİR REORGANİZASYONA İHTİYACI VAR”

CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, İstanbul’un sorunlarına ilişkin de önemli açıklamalar yaptı. Zeybek, kentsel dönüşüm ve imar sorunları ile ilgili şunları kaydetti:

“Ekonomik göstergeler İstanbul’da 2021 yılına kadar herhangi bir inşai faaliyetin artık gerçekleşmeyeceğini gösteriyor. Belki bu İstanbul için de bir şans olacak. İstanbul’un mutlaka bir reorganizasyona ihtiyacı var, AKP döneminde oluşan kangrenlerin temizlenmesi açısından böyle bir ihtiyaç var. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İstanbul’a yaptığı en büyük ihanet, şehrin büyün yeşil ve boş alanlarında uçsuz bucaksız site, inşaat, rezidans ve turizm yatırımları yapan müteahhitler özellikle şehrin merkeze uzak yerlerinde yeterince kâr elde edemeyince dönüp iktidarı şehrin merkezinde yani tarihi yarımada, Beyoğlu, Şişli, Pera, Boğaz’ın iki yakasındaki alanların imara açılması yönünde ciddi baskılar yaptılar. Bütün boş arsalara inşaatlar yapılınca bu kez dönüldü İstanbul’da merkezde bulunan gecekondu mahallelerine. Orada biz büyük bir direnç gösterdik. Gecekondularda yaşayan yurttaşlarımız sağlıksız çevre koşullarında yaşamalarına rağmen 50-60-70 yıldır yaşadıkları konutların kentsel dönüşüm adı altında kendilerinden alınarak belirli rant çevrelerine verilmesi konusunda direnç gösterdiler.

“İSTANBUL’UN DEPREM MASTER PLANI VAR”

İstanbul’un olası bir depreme hazırlıksız olduğunu belirten Zeybek, İstanbul’un deprem master planı bulunduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Bazı belediyelerimiz ilçe belediye meclislerinde fay hatlarını yerini plan tadilatıyla değiştirmiş olsalar bile İstanbul’da 7’nin üzerindeki bir depremin nereleri etkileyeceğini ve nerelerde binalarda yıkım ya da başka tahribatlar yapacağını biz biliyoruz. Biz hep afet sonrası yapılacak işlemlerle ilgili çalışma yapmaya alışmış bir milletiz. Oysa dünya risk yönetimlerini esas alan çalışmalar ortaya koyuyor. Risk nedir? Deprem olduğunda enerjileriniz kesilecek, temiz içme suyunuz kesilecek, insanlarırn hastaneye ulaşması için yolların açık olması gerekecek, haberleşme hatlarınız kesilecek. Dünyanın her yerinde deprem riski taşıyan ülkelerin tümünde bütün yurttaşlar en kısa sürede açık olan bir telefon hattından bir merkeze bir kod numarası ile ben sağlıklıyım problem yok diye mesajı gönderiyor ve diğer yakınları da aynı merkezden aile bireylerinin sağlıklı olduğunu öğreniyor. Bugün İstanbul’da hiçbir yurttaş depremde ne yapacağını bilmiyor kimsenin bir görev tanımı yok.”

Röportaj: Tuğçe Akkaş

Paylaş