“Bir Arada Yaşaması İmkânsız Olan İki Halk, Zorla Birleştirilmeye Çalışılıyor”

21. Yüzyıl Balkan ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı Gözde Kılıç Yaşın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk kurucu cumhurbaşkanı olan Rauf Denktaş’ın ölüm yıl dönümü vesilesi ile adadaki sorunların çözümü konusunu değerlendirdi. Yaşın, Denktaş sonrası dönemde adil ve kalıcı barıştan ciddi bir şekilde uzaklaşıldığını dile getirdi.

Gözde Kılıç Yaşın, CRI TÜRK FM’de Kâmil Erdoğdu’nun hazırlayıp sunduğu Manşet programına katıldı.

Yaşın, Denktaş’ın ortaya koyduğu ve çok ince müzakere yöntemleriyle karşı tarafa ve Birleşmiş Milletler’e kabul ettirdiği iki kesimliliğin korunması konusu başta olmak üzere birtakım kriterler olduğunu anımsatarak şöyle konuştu:

“Şu anda BM genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisinin adaya gelmesi bekleniyor ve onun gelişi ile birlikte yeniden müzakerelerin başlaması gündeme gelecek. Bundan önce son gelinen noktada İsviçre’deki zirvede iki kesimlilik ilkesinin tamamen bertaraf edildiğini görmüştük. Avrupa Birliği’nin koşullarından biri olan dolaşım özgürlüğünün tam olarak Rum tarafına tanındığını ve böylece adadaki Türklerin tek bir bölgede yoğunluklu olarak yaşamasının engellendiğini gözlemledik. İki kesimin ortadan kaldırılmasıyla birlikte, Türklerin eşit, aktif yönetime katılmasıyla ilgili birtakım maddelerde değişiklikler olduğuna şahit olduk. Özellikle veto hakkı ortadan kalkıyor ve bu durumdan, zaten yönetimde eşit ve adil bir katılımın söz konusu olmadığını anlıyoruz. Aynı zamanda da bakanlar kurulundaki Türk milletvekillerinin daha önce çoğunluklu oylarının belirleyici olması gibi birtakım kriterlerin de ortadan kalktığını görüyoruz. Dolayısıyla sonraki liderlerin dönemlerinde yaşanan müzakerelerin, Denktaş’ın miras bıraktığı adil ve sürdürülebilir yaşam çözüm planından uzaklaşıldığını görebiliyoruz.”

Geçerli Antlaşmaların Tanıdığı Haklar Varken, Müzakere Masasının Yeniden Kurulması Çok Anlamsız

Gözde Kılıç Yaşın, Denktaş sonrasında müzakere sürecinde çok fazla geriye doğru düşüş olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Daha önce Rum tarafının kabul ettiği ve bunun karşılığında Türklerin de tavizde bulunduğu birçok konu var ve yeniden müzakere masası açıldığında, Rum tarafı daha önceden kabul ettiği bir konuyu kabul edebilmek için yeniden bir taviz istiyor. Bu şekilde de iki kesimliliğin ortadan kaldırıldığını, siyasete etkin katılımın tamamen ortadan kalktığını görüyoruz. Yeni teklif de Türklere bir nevi özerklik verilmesi ama bu kabul edilemez ve hukuka aykırı çünkü bir hak uluslararası bir antlaşma ile verilmişse çok güçlü bir hak demektir. Burada Rumların Türklere tanıdığı bir haktan söz etmiyoruz, üç garantörü olan uluslararası bir antlaşma ile Türklerin orada azınlık olmadığı, mevcut devletin eşit sahibi olduğunu vurgulanmış ve buna göre düzenlenmiş bir anayasa var. Müzakere masasının yeniden kurulması gündemde. Bugün KKTC’de Akıncı’nın müzakerecilik görevinden alınması ya da bu müzakerelere devam edilip edilmemesi konusunda bir referandum yapılması gerektiği tartışılıyor çünkü cumhurbaşkanının müzakereler ya da Rumlarla birleşme konusunda devleti koruma konusunda halkın iradesini temsil edemeyecek durumda olduğu iddiaları mevcut. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir şekilde, bir arada yaşaması imkânsız olan iki halkın zorla birleştirilmeye çalışılması söz konusu. Geçerli antlaşmaların bize tanıdığı haklar varken, müzakere masasının yeniden kurulması çok anlamsız ve bu müzakere planından adil ve eşit bir antlaşma planının çıkmasının da imkânsız olduğu ortadadır.”

Paylaş