Başlıksız-1

Ali Şen Süper Spor Saati’ne Konuştu

Hayri Hiçler: Fenerbahçe’de işler neden iyi gitmiyor? Transfer yanlışı mı var? Aykut Kocaman’ın kafasındaki sistem anlayışından kaynaklanan bir problem mi var?

Ali Şen: Fenerbahçe’de futbol takımı bir türlü bir araya gelemedi.  Transferler de gelemedi. Kısım kısım, taksit taksit oldu takım. Gelenler gidenler oldu; fakat gidenlerin içinde dengeyi bozan biri vardı. Geçen seneki oluşturulan takım iskeletini bozan biri oldu, o da Simon Kjaer. Savunmayı çok sarstı. Savunma oyuncuları, parayı verip de ‘tak’ diye alabileceğin tarzda oyuncular değildir. Savunma oyuncularının yetişmesi lazım. Eğer ki yabancıysa, gittikleri takımda diğer savunma oyuncularıyla iyi anlaşmaları, arkadaki kaleciyle iyi ilişki kurmaları lazım. Savunma oyuncularının nerede duracağı, hangi pozisyonda yer alacağı bilgiyle tecrübe konusudur. Forvet öyle değildir, parasını verirsin gol atan adamı alır getirir koyarsın. Çok fazla gecikmeden bildiklerini yapmaya başlar. Ne kadar golcüyse o kadar icraatta bulunurlar.   Simon Kjaer çok iyi bir savunmacı, sert-yumaşk ve realist bir oyuncu. Hiç bir zaman riske girmeyen, karşısındaki takımı küçümseyen bir tavrı olmayan, futbolun gerçeklerini ortaya koyan bir futbolcuydu. Oyun tehlikedeyse, rakibindeki topu aldığı zaman ya da alamayacağını gördüğü zaman hemen taca atardı. Bu, basit oynayan bir savunma oyuncusunun takıma çok büyük bir katkısı oluyor.  Türkiye’deki tüm takımlara baktığım zaman Simon Kjaer gibi bir savunmacı göremiyorum. Fenerbahçe sata sata onu sattı, en kıymetli adamı sattı.

Hayri Hiçler: “Eski Fenerbahçe’yi geri getireceğiz, büyük hedeflere oynuyoruz, kenarda 100 milyon Euro var.” denildiği bir dönemde böyle bir futbolcu kaybedildi ne düşünüyorsunuz?

Ali Şen: Olmayacak iş. Başkan bunları söylüyorken niye sattı Kjaer’i. UEFA’nın kurallarını biliyorum. UEFA’nın kuralları ayrı bir skandal benim için. Türkiye’de kulüpleri yönetenler bilmiyorlar mı ki iki kere ikinin dört yaptığını. UEFA gelip bize, şu kadar para harca şu kadar harcama diyor. Bizi ilkokul öğrencisi yerine koyuyorlar. Sen iki kere iki beş yapar dersen, adam dördü göstermek için gayet tabi gelip öğretmeye kalkacaktır sana. Buna çok üzülüyorum.  Sırf iyi oyuncudur di ye on tane Messi alırsanız o takım küme düşer, on tane Ronaldo alırsanız fayda etmez. Doğru yere doğru adamı alırsanız, işi biliyorsanız mesele yok. Antrenörle yan yana gelirsiniz bunu başarırsınız; ama antrenör işi iyi bliyor diye, transfer işi sırf antrenöre bırakılmaz. Transferin antrenöre bırakılması bir lükstür, başkan da yönetim kurulu üyeleri de bilecek bu işi, konuları bilecek.

Hayri Hiçler: Türk futbolunu genel olarak nasıl yorumluyorsunuz? Milli takımımızın başına bir yerli hoca bulamadık. Son çare mi artık ne derseniz, Lucescu. Elbette deneyimli ve Türkiye’de takım çalıştırıp şampiyıon yapmış bir hoca. Milli takımda oynatacak bir oyuncu bulamıyoruz hep gözlerimiz dışarıda. Gurbetçileri ön planda tutuyoruz. Hakan Çalhanoğlu, Emre Mor iyi oynasın beklentimiz var. Şu durum ve sonrası nasıl olur?

Erkan Hakarar: Milli takımımızın başında 72 yaşındaki Lucescu yer alıyorsa, Türkiye’de ne kadar yerli hoca varsa bunların hepsinin çalışma lisansı iptal edilmeli. Demek ki bunlar hiç bir işe yaramıyor. O zaman Şenol Hocaya Beşiktaş’ı, Aykut Hocaya Fenerbahçe’yi teslim ediyorsunuz? Bunlar Türk futbolunun lokomotifleri değil mi? Demek ki burada da bir yanlış var. Bu yabancı kuralını ortaya çıkardıkları zaman anlata anlata bitiremediler, ağızlarından salyalar aktı. Bu on dört yabancı kuralından sonra kulüpleri batırdılar, farkına varıyorlar; ama şu an bunları telafuz edemiyorlar. Herkes karnından konuşuyor. Bir yere hoca lazım oluyor, ya Lucescu ya Daum. Türkiye’de Gakatasaray’a hoca lazım olunca hemen ya Fatih Terim ya da Mustafa Denizli gündeme geliyor. Şenol Hoca dünya üçüncüsü oldu, adamın ceketiyle saçıyla uğraştılar. Bu federasyon geçenlerde Şenol Hocayla bir görüşme yaptı. Önce Şenol Hocaya bir borcunuzu ödeyin yahu! Şenol Hocanın oraya gitmesini da kınadım. Hemen duygu sömürüsü, “Milli takım olunca akan sular durur.” deniyor. Şenol Güneş, bu ülkede bu milli takımı dünya üçüncüsü yaptı, sonra ne oldu; yerden yere vuruldu, parası verilmedi.

Hayri Hiçler: Yabancı yozlaşması meselesinde, mesela İtalya’da yabancı transfer konusunda bir koruyuculuk vardı. Kaleye yabancı alamıyordun. Milli takım kalesi son derece önemlidir.

Erkan Hakarar: Ellerinden gelse Muslera’yı devşirme yapar oynatırlar, bizde her şey mübah biliyorsunuz. Ülkede oyuncu kalmıyor da devşirme yapıyoruz. Ben buna kızıyorum. Bu nereden kaynaklanıyor biliyor musunuz? Sen Anadolu’da değeri 300 bin dolar olan oyuncuyu İstanbul’a getirip cebine 2 milyıon Euro koyduğun zaman, hak getire. Kendi takımını da milli takımı da unut. Bazı kulüp başkanları utanmadan diyor ki, onun lüks arabası, yatı var diyor. Bir tane basın mensubu da çıkıp, “O parayı kim verdi.” diyemiyor. O yürek yok çünkü, korkuyorlar.

Hayri Hiçler: Fenerbahçe’de Volkan meselesindeki ısrar yersiz mi ve transferlerde büyük yanlışlar mı oldu? Taraftarı mutlu etmeyen bir tablo var.

Erkan Hakarar: Kulübün başındaki kişi, Fenerbahçe bakkal zihniyetiyle yönetiliyor, bizim haberimiz yok, diyor. Haberimiz yok dediği kulübün başında o var, ben değil. Bakkal neden batar, biliyor musunuz? Borcundan değil; alacağından, veresiyesinden dolayı batar. Fenerbahyçe’nin kimden alacağı var, gırtlağa kadar borca batmış kulüp. Fenerbahçe’nin tarihinde UEFA’nın finansal fairplay’ine takılmışlığı söz konusu olabilir miydi?

Hayri Hiçler: Fenerbahçe’nin transferdeki skandalı bana göre Guiza’yla başladı.

Erkan Hakarar: Bizim medyamızda bu Euro’ları o kadar kolay telafuz ediyorlar ki, “75 Milyon Euro harcadı” deniyor. O para bu ülkede kaç insanı, kaç yıl doyurur. Guiza’nın Fenerbahçe’ye Türk parasıyla maliyeti 60 Trilyon. Bu paranın 56’sı Guiza’nın, 4’ü yıllarca Fenerbahçe kulübünü soyan Juan Figer denen bir menajer. O zamanlar bunu dillendirdik, Fenerbahçe’de 5 oyuncunun menajeriydi. Dillendirdik, bana dediler ki “Sen Fenerbahçe düşmanısın.”. Sıkıştılar mı ilk kullandıkları mevzu, sen Fenerbahçe düşmanısın! Ben Fenerbahçe’nin düşmanıysam, Fenerbahçe’nin dostları 20 yıldır Fenerbahçe’yi iyi idare ediyorlar da, bana bi ne yaptığınızı anlatın. Guiza, İspanya’da 600 Bin Dolar’a oynuyordu. Aragones, 600 Bin Dolar’a İspanya milli takımı hocalığını yapıyordu. Çıldırmak işten değil.

Paylaş