“Afrika’daki BRICS Zirvesi’nde ABD’ye Alternatif İttifaklar, Daha Cesur Adımlar Atıyor”

Siyaset bilimci ve yazar Barış Doster, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı devam ederken gerçekleştirilen BRICS zirvesini değerlendirdi. Doster, ABD’nin saldırgan adımlarının, iktisadî, siyasî, askerî, diplomatik gücünün yani devlet kapasitesi aşılmakta olan emperyalist bir güç olmasından kaynaklandığını dile getirdi.

CRI TÜRK FM’de Kâmil Erdoğdu’nun hazırlayıp sunduğu Manşet programında Barış Doster şu şekilde konuştu; “ABD’nin ticaret savaşlarını başlatması, Ortadoğu ve Afrika üzerinden en büyük iki rakibi olarak gördüğü Rusya ve Çin’e karşı saldırgan bir tavır alarak, onları kuşatmaya çalışması ve Suriye’deki gibi askerî harekâtları devreye sokması, kendi aşınan devlet kapasitesi ile zayıflamakta olan hegemonya kabiliyetine karşı aradığı çarelerdir. Ancak bunlar çözüm getirmek yerine, tam tersine hem rakiplerinin elini kuvvetlendiriyor hem de müttefiklerinin ABD’ye daha eleştirel bakmasına neden oluyor.  Geçen ay toplanan Shanghai İşbirliği Örgütü Zirvesi ve bu ay gerçekleştirilen, Afrika’da Çin, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS zirvesi, bir kez daha ABD’ye alternatif olan ittifakların daha cesur adımlar attığını ve ABD’ye daha eleştirel yaklaştıklarını ve kendi aralarındaki bağları güçlendirmeye odaklandıklarını gözler önüne sermiştir”.

“Batı Bağımlılığımız Çok Kuvvetli, Kısa Sürede Bir Kopuş Mümkün Değil”

Doster, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da İslam Konferansı Örgütü’nün dönem başkanı sıfatıyla gittiği BRICS Zirvesi bağlamında, Türkiye’nin BRICS’e katılma olasılığını değerlendirerek, şöyle devam etti; “Türkiye’nin arayışları, bağımlılıkları ve yaşadığı çok derin ikilemler var. Türkiye, coğrafi açıdan bir Avrasya ülkesidir ve aynı zamanda bir Karadeniz ülkesi, Kafkas ülkesi, Akdeniz ülkesi, Ege Ülkesi, Balkan ülkesi ve aynı zamanda bir Ortadoğu ülkesidir. Bu coğrafi konum, mutfağına da dış politikasına da yansıyor. Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortakları Almanya’nın ardından Çin ve Rusya, enerji tedarikçileri de doğal gazda Rusya, petrolde ise İran’ı görüyoruz. Ancak ne yazık ki bu iktisadî ve ticarî angajmanlar, coğrafî ve jeopolitik konum, Türkiye’nin diplomatik tercihlerine yansımıyor. Türkiye bir NATO ülkesi, Avrupa konseyinin kurucu ülkelerinden biri ve 63 Ankara Antlaşması’ndan bu yana asla gerçekleşmeyecek olan Avrupa Birliği aday üyeliği var. Dünyada iktisadî ve siyasî ağırlık, batıdan doğuya kayıyor. Diğer taraftan emperyalizm destekli 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminde gördüğümüz üzere, PKK terör örgütünün aldığı batı desteği, başta ABD ve Avrupa ülkeleri, yani bizim sözde müttefik dediğimiz ülkelerin neredeyse tamamına yakını terör örgütlerini desteklemekte. Türkiye’nin Kıbrıs’ta, Ege’de, Güneydoğu’da, sözde Ermeni soykırımı iddiaları üzerinde, Fener-Rum Patrikanesi’nin statüsü bağlamında ne kadar uluslararası sorunu varsa, ABD ve Avrupa ülkelerinin tamamı Türkiye’nin karşısında, taraf olarak yer almaktadır. Dolayısıyla Türkiye’de eski ezberlerin sorgulanmasına neden oluyor ancak Batı bağımlılığımız o kadar kuvvetli ki bu haklı tepki ve arayışların bugünden yarına bir kopuşun gerçekleşmesi ve kısa sürede daha mesafeli ve eleştirel bir duruşun sağlanması mümkün değildir”.

Paylaş