“40 Saniye İçinde Yedi Dilde Çok Profesyonelce Hazırlanmış Bir Giriş Yaptım”

Usta Sunucu ve oyuncu Korhan Abay, CRI TÜRK FM’de Tuğçe Akkaş’ın konuğu oldu.

Sekiz ayrı dilde sunum yapabilme becerisi ile televizyon programlarının ve uluslararası törenlerin aranan sunucusu olan Korhan Abay, CRI Türk Özel’de başarılarla dolu kariyerini ve yeni projelerini anlattı.

Galatasaray Lisesi ve ardından İstanbul Üniversitesi İşletme bölümünü bitiren Korhan Abay, 1974 yılında Costa Gavras’ın ‘Sıkıyönetim’ adlı filminden uyarlanan oyunu ‘Americano’ ile tiyatroya profesyonel anlamda adım attığını söyledi. Tiyatroya henüz lise yıllarında başladığını belirten usta sunucu, üniversite yıllarında Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’na katıldığını dile getirdi.

“İLK ZAMANLAR BİR SUNUCUYU OYNAMAYI TERCİH EDİYORDUM”

Her oyuncunun hayalinde bazı roller olabileceğini ancak oyuncuların her istediği rolü oynayamayacağını vurgulayan usta sunucu “Her oyuncu ‘Shakespeare’  oynamak ister tabii, ‘Hamlet’ gibi çok bilinen oyunlardan birini oynamak da keyifli olurdu ama benim Shakespeare’ın özellikle oynamak istediğim iki oyunu var. Biri ‘Romeo ve Juliet’  o daha çok bilineni, diğeri ‘Troilus and Cressida’ o daha az oynanmıiş bir oyundur. Onun dışında çok sevdiğim yazarlar var, Christopher Hampton gibi… Onların oyunlarında oynamak isterdim.” diye konuştu.

Tiyatro formasyonunu kullanarak sunuculukta bir fark yarattığını kaydeden Korhan Abay, tiyatro disiplininin profesyonel hayatında her konuda kendisine yardımcı olduğunu, önceden her şeyin hazırlanması ve hiçbir şeyin rastlantılara bırakılmaması gibi şeylerin büyük ölçüde bu disiplinden geldiğini aktardı.

Sunuculuğun daha farklı oldugunun  altını çizen Abay “İlk zamanlar bir sunucuyu oynamayı tercih ediyordum giderek bunu değiştirdim çünkü sunuculukta anında değişen olaylara karşılık vermek var hatta o programı daha samimi yapıyor dolayısıyla ondan sonra gerçekten sunucu olmaya başladım” dedi. Usta sunucu ayrıca tiyatronun sağladığı görev bilincinin, disiplinin, erken görev yerinde olup hazırlıkları yapmanın ve yeniden gözden geçirmenin sunuculukta da çok önemli olduğunu söyledi.

“40 SANİYE İÇİNDE YEDİ DİLDE ÇOK PROFESYONELCE HAZIRLANMIŞ BİR GİRİŞ YAPTIM”

Doğaçlama üç dilde (Türkçe, Fransızca, İngilizce), önceden hazırlık yapmak şartıyla da sekiz dilde (İtalyanca, Rusça, İspanyolca, İsveççe, Almanca) sunuculuk yapabilen Korhan Abay, Türkiye’de tek olmakla birlikte dünyadaki az sayıda isim arasında yer alıyor.

Bu konuda kendini nasıl geliştirdiği sorusunu Abay şöyle yanıtlıyor:

“Çeşitli dillerde sunuş yapmak eğer karşınızdaki seyirci kitlesi kozmopolitse o insanların çok hoşuna gidiyor, kendi dillerinden bir iki cümle bile duymak… İngilizce ve Fransızca dışındaki dillerde anında canlı yayında ön hazırlık yapmadan konuşacak kadar bilemiyorum ama dil öğrenmek aynı zamanda pratik yapmayı gerektiriyor. Bu yalnızca bana değil, Türkiye’ye de avantajlar sağladı. Örneğin Erzurum’da yapılan Universiade Kış Oyunları’nın Türkiye adına sunumunu karar verecekleri sırada ben yaptım. Bir de Mersin’de gerçekleştirilen Akdeniz Oyunları’nın sunumunu yaptım. İkisini de Türkiye kazandı. ‘Sunumları ben yaptığım zaman Türkiye’ye uğurlu mu geliyor?’ diyeyim yoksa ‘sunucunun getirdiği artı da var mı?’ diyeyim bilemiyorum ama buna olayları görenler karar versın. Şu kadarını söyleyebilirim özellikle Universiade’ın son karar toplantısından önce yaptığımız sunuma da ben girdim, 40 saniye içinde yedi dilde Türkçe hariç tüm dillerde ‘merhaba, hoş geldiniz, sizlerle olmaktan çok mutluyuz’ gibi çok profesyonelce güzel hazırlanmış bir giriş yaptım ve 40 saniyenin sonunda tüm salon alkışladı yani karar vericiler. Orada da dedim ‘tamam biz bunu alıyoruz’. Sunum gayet iyi hazırlanmıştı. İstanbul’da başka bir işe yetişmem gerekiyordu hemen ayrılmam gerekti. Havaalanında telefon geldi ‘kazandık’ diye, ‘niye seviniyorsunuz belli değil miydi, hepsi ayakta alkışlamışlar tabii kazanacaktık’ dedim ve kazandık. Akdeniz Oyunları’nda da Yunanistan ilk anda olamayacak şeyler önerdi, tüm Akdeniz ülkelerinin Olimpiyat Komitelerine milyonlarca dolarlık yardım gibi… Bu sponsor bulunmasına bağlı bir şey nitekim yapamadılar sonra internet üzerinden yine oylama yapıldı, sunumumuz çok beğenilmişti yine biz kazandık.

“HER SABAH 5’TE KALKIP SAMANDIRA’YA GİDİYORDUM”

Özel uçak pilotu olan usta sunucu Korhan Abay, uçuş merakının küçük yaşlardan itibaren olduğunu ve sunumlarına yetişebilmek için pilot olmaya karar verdiğini ifade etti.  Uçak almasının hayatını kolaylaştırdığını çünkü o dönemlerde uçaklarda çok fazla rötar olduğunu hatırlatan usta sunucu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gece ya tiyatrom ya başka işlerim oluyordu dolayısıyla uçak geciktiği zaman fena halde strese giriyorduk, bir de ne kadar gecikeceği belli olmuyordu. Araştırdım Türk Hava Kurumu (THK)’nin o dönem bir kursu vardı, altı hafta sonra kadar lisansım elimdeydi. Her sabah 5’te kalkıp Samandıra’ya gidiyordum askeri havaalanına ama o zaman anladım ki asıl olay bundan sonra başlıyor. Lisansı almak bir şey değil aslında ondan sonra pilot olmaya başlıyorsunuz.”

“MAÇ GİBİ SÜREKLİLİĞİ OLAN BİR FORMAT GELİŞTİRDİK”

Yeni projelerinden de söz eden Abay, üç yeni formatları olduklarını belirterek bunları 10 yılda geliştirdiklerini dile getirdi.

İlk formatın ‘Yarışmaç’ adlı Özgün Bilgi Yarışması Formatı olduğunu anlatan usta sunucu şunları kaydetti:

“Yarışmaç, iki takımın doğru cevap oranlarıyla gelişen ona göre aradaki fark yeterliyse golle biten aksi takdirde out ile biten gol olmadan sonuçlanan bölümlerden oluşan ve tam bir maç gibi sürekliliği olan bir format geliştirdik. İnanılmaz keyifli bir şey. Aslında televizyon için geliştirdik ama televizyon için bazı teknik sorunları var, şu anda diğer iki formatımız televizyon için hazır. Bunun bir de ‘Dörtnala’ diye at yarışı versiyonunu yaptık, o da yine bilgi yarışması. Dört takım yarışıyor, o takımların doğru cevap oranlarına göre atlar yarışı kazanıyor. Arka arkaya birkaç yarış yapılıyor bir seri yarışın sonunda da günün galibi ortaya çıkıyor. Bir de daha kelime oyununa benzer ‘Leb demeden’ diye bir formatımız var. Yarışanların leb demeden leblebiyi anlaması gerekiyor. Önce yanıt seçeneklerini veriyoruz, soru yavaş yavaş belirmeye başlıyor yani harfler teker teker beliriyor. Amaç, daha soru belirlenmeden mümkün olduğu kadar çabuk sorunun ne olduğunu tahmin edip yanıtı bulmak. Bu da yine iki, üç ya da dört takım arasında oluyor, çok keyifli yarışmalar. Bunları kurumsal toplantılarda uyguluyoruz, son beş yılda şağaı yukarı 200 kez uyguladık. Bazı büyük firmalar meselaa üç yıl içinde on toplantıda uyguladılar, tüm toplantılarda farklı farklı gruplar var tabii. Bunları Fransa’da kurumsal toplantılarda pazarlamaya başlıyoruz, oradan tabii televizyona  geçecek, televizyonlarla  temasa geçmeye başlıyoruz. ‘Dörtnala’ için yakında Türkiye Jokey Kulübü ile bir toplantımız olacak. Bunlar bilgi yarışması olduğu için at yarışına özendirir gibi bir şey yok, bahis söz konusu değil.”

Haber/Röportaj: Tuğçe Akkaş

Paylaş